
KUR'AN'DAN GENÇLERE ÖĞÜTLER
Allah Teâlâ Kur’an’da farklı kişiler ağzından insanlara öğütler verir. Bunlardan birisi de şükretsin diye kendisine hikmet (en değerli varlıkları en üstün bilgiyle bilme kabiliyeti) verilen Hz. Lokman’ın (as) oğluna olan nasihatleridir. Lokman Suresi 13. ayetten itibaren Hz. Lokman’ın oğluna güzel bir üslupla yaptığı öğütler ifade edilir.
O öğütlerden önce şu prensipler muhatapların bilgisine sunularak dikkatleri konu üzerine çekilir. “…Allah’a şükret, O’na şükreden kendi iyiliği için şükretmiş olur; nankörlük eden de bilmelidir ki Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, O her türlü övgüye lâyıktır.” (Lokman: 12)
Bu prensipleri esas alarak; “Lokman oğluna öğüt verirken ona şöyle dedi: “Sevgili oğlum! Allah’a ortak (şirk) koşma; çünkü O’na ortak koşmak kesinlikle çok büyük bir (zulümdür) haksızlıktır.” (Lokman: 13)
Allah, kâinatı yaratan ve idare eden en yüce varlığına, ulûhiyetine ortak tanıma iftirasını kabul etmez ve bunu asla affetmez. “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse hakkında bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.” (Nisa: 48)
Şirk koşmak; aciz, zavallı, bayağı, zamana ve mekâna bağlı, cahil, ölümlü bir varlık olan insanın Allah hakkında ona zatında, sıfatında, fiillerinde, gücünde, kudretinde vs. ortaklar kabul etmesidir. İnsanın böylesi cüretkâr bir iftirada bulunması elbette büyük bir suçtur. Hz. Lokman güzel bir ifade tarzıyla bu büyük günaha karşı oğlunu uyarır.
Lokman Suresi 14 ve 15. ayette ise Hz. Lokman devreden çıkarılır ve ana babaya iyi davranma hakkında insanın uyarıldığı dile getirilerek adeta bir evlada “sana böyle güzel öğütler veren ebeveynine karşı hakkaniyetli ol!” mesajı verilir.
16. ayette ise sözün sahibi yine Hz. Lokmandır ve oğluna Allah’ın her şeyi, en ince detayına kadar nerede olursa olsun bildiğini, gördüğünü ve haberdar olduğunu hatırlatır.
Sonra “Yavrucuğum, namazını özenle kıl, iyi olanı emret, kötü olana karşı koy, başına gelene sabret. İşte bunlar, kararlılık gerektiren işlerdendir.” der. (Lokman: 17)
Namazın, iyiliğin tarafında olmanın ve kötülüğe karşı durmanın; bunları yaparken başa gelen her türlü şeye karşı sabırlı olmanın ömür boyu sebat gerektiren bir husus olduğunu dile getirir.
Sonrasında ise bir insanda olması gereken ahlaki faziletleri öğütleyerek nasihatini bitirir Hz. Lokman: “Gurura kapılarak insanlara burun kıvırma, ortalıkta çalım satarak yürüme; unutma ki Allah gurura kapılıp kendini beğenen hiç kimseyi sevmez. Yürüyüşünde ölçülü ol, sesini yükseltme; çünkü seslerin en çirkini eşeğin anırmasıdır.” (Lokman: 18- 19)
Bir babanın, daha hayatının başındaki biricik yavrusuna ömrü boyunca asla insanlığını yitirmemesi için büyük bir şefkatle ve en latif tarzla verdiği öğütleri ayetler ışığında okuduk.
Kur’an’da Allah’ın övdüğü bazı gençlerden de bahsedilir. Eshab-ı Kehf diye bildiğimiz, imanları sebebiyle mağaraya sığınan gençler onlardan birisidir. Onlar; “(Haksızların karşısında) ayağa kalkıp şöyle derken onların yüreklerini güçlendirdik: “Bizim rabbimiz, göklerin ve yerin rabbidir; O’ndan başkasına asla tanrı deyip yakarmayız. Yoksa kesinlikle yanlış bir şey dillendirmiş oluruz. Şu bizim kavmimiz Allah’tan başka tanrılar edindiler. Onların tanrı olduğuna dair açık bir delil getirseler ya! Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir!” (Kehf: 14- 15)
Genç kardeşlerim, Kur’an’daki bize yönelik bu öğütlere kulak vermeye ve mağaraya sığınan gençler gibi tek ve gerçek güç sahibi olan Allah’a layık bir insan olmaya hazırız değil mi?
En emin olan Rabbime emanet olunuz.