reklam
reklam
37,9779 %0.02
41,1470 %-0.05
3.801,57 % 0,05
84.312,59 %1.374
AMASYA
00:00:00
Öğle vaktine kalan
Amasya
Orta şiddetli yağmur
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

Tesettür

YAYINLAMA:

Sözlükte “örtünmek, kuşanmak; başkaları ile kendisi arasına perde koymak, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmek” anlamlarındaki tesettür, terim olarak ilgilileri ve ölçüleri dinen belirlenmiş örtünme yükümlülüğünü ifade eder. (Tdv İslam Ans. “Tesettür” Md.)

Tesettür Allahın emridir. Her erkek ve kadın akıl baliğ olduktan sonra Allah’ın emri olan tesettür vazifesini yerine getirmekle; vücudunun örtülmesi gereken yerlerini örtmekle dinen mükelleftir.

Dinimizce örtünmenin edep, hayâ, vakar ve iffetle ilgisi kesindir. Peygamberimiz (sav) bu konuda şöyle buyurmaktadır:  “İman, yetmiş küsur parçadır. Hayâ da imandan bir parçadır.” (Müslim, İman, 57)

Yine Peygamberimiz (s.a.v.) “Gücün yettiğince avret yerlerini kimseye göstermemeye çalış!” diye nasihatte bulunduğu bir sahabenin,”Ya Resulullah (s.a.v.) yalnız kaldığımız zamanlarda da avret yerlerimizi örtecek miyiz?” diye sorması üzerine şöyle cevap vermiştir: “Kendisinden hayâ edilip utanılmaya en lâyık olan, Allah’tır.” (Tirmizî, Edeb, 22)

Hz. Âdem (as) ile Havva’nın yasak meyveden yiyip cennetten dünyaya indirildiklerini anlatan ayette onların birdenbire kendilerinin ve birbirlerinin ayıp yerlerini gördükleri ve utançları ve hayâları sebebiyle alelacele oralarını yaprakla kapattıkları belirtilir. “Böylece (İblis) ikisini de ayartmış oldu. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara, “Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylemedim mi?” diye seslendi.”  (A’raf: 22)

Bu ayette “sev’ât” şeklinde çoğul olarak geçen ve Türkçeye “cinsel organ, ayıp yerleri” diye çevrilen “sev’e”, klasik Arapça sözlüklerde “görünmesi durumunda kişinin kendini kötü hissettiği şey” diye açıklanır ve daha çok “cinsel organ ve makat” anlamına geldiği belirtilir. Bu tasvirden hareketle örtünmenin, sıcaktan veya soğuktan korunmak için giyinme ihtiyacından önce utanma duygusunun gerektirdiği fıtrî bir ihtiyaçtan, daha çok manevi içerikli bir mahremiyet ihtiyacından kaynaklandığı ve örtünmenin insanlık tarihi kadar eski olduğu söylenebilir. Buna göre hem manevi hem maddî anlamı ve boyutuyla örtünme tamamen insanî bir eylemdir. Giyinmenin örtünme ile yakın ilgisi ve bir bakıma iç içe oluşu, örtünmenin bir ölçüde giyinmeye yansımasına ve giyim kuşamla ilgili bazı kelimelerin örtünme anlamını da içerecek biçimde kullanılmasına yol açmıştır. Tesettürün/örtünmenin karşıtı çıplaklık, giyinmenin karşıtı soyunmadır. Örtünmenin sosyokültürel, ahlâkî, dinî, hukukî, estetik (süslenme) ve siyasal boyutları sözü edilen fıtrî ve tabii iki ana boyut üzerinde temellenir. (Bkz: Tdv İslam Ans. “Tesettür” Md.)

Kadın ve erkek açısından örtülmesi gereken yerler avret diye adlandırılır. Erkeğin avret yeri göbekle diz kapağı arası, kadının avret yeri el, yüz ve ayak dışında bütün vücududur.

Allah Kur’an’da insanların iffet ve namusa dikkat etmelerini istemiş ve hem erkeklerin hem de kadınların riayet etmesi gereken prensipleri anlaşılır bir şekilde belirtmiştir: “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, başka kadınlar, hizmetlerinde bulunan köleleri ve cariyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!” (Nur: 30- 31)

“Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine bürünsünler. Bu, tanınıp rahatsız edilmemeleri için en uygun olanıdır. Allah ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir.” (Ahzab: 59)

Yakın dönemlere bakıldığında genelde tesettür konusu kadın ve erkeğin dinen giyim ve kuşamından ziyade daha çok kadının örtünmesi, özelde başörtüsü açısından değerlendirilmiştir. Tesettür konusunun siyaset ve devlet adamlarından medya mensuplarına ve bilim adamlarına kadar her kesimin müdahil olduğu bir mesele olarak yoğun bir biçimde ve farklı açılardan tartışıla geldiği bilinmektedir. Benzeri tartışmaların diğer İslâm ülkelerinde ve müslümanların yaşadığı Batı ülkelerinde de hiç eksik olmadığı görülür. İslâm ülkelerindeki çeşitli ilim ve fetva kurulları, kadının örtünmesinin ve başörtüsünün İslâm’ın bir emri ve dinî vecibe olduğunu açıklayıcı birçok karar almış ve kamuoyuna duyurmuştur.

Türkiye’de de Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu 30 Aralık 1980 tarih ve 77 sayılı, 3 Aralık 1993 tarih ve 6 sayılı kararlarında ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nca yapılan müteaddit açıklamada başörtüsünün Kur’an, Sünnet ve müslümanların ortak kabulüne dayalı dinî bir vecibe olduğu açıkça ifade edilmiştir. (Bkz: Tdv İslam Ans. “Tesettür” Md.)

Tesettür emri yerine getirilirken giyilen elbisenin dinen vücutta örtülmesi gereken yerleri örtüyor olması, örtülen bölgelerin içini göstermiyor olması (şeffaf olmaması), vücut hatlarını belli edecek derecede dar olmaması, örfe ve toplumun genel kabulüne uygun olup her türlü israf ve gösterişten uzak olması, şehveti çağrıştıracak ve cinselliği ön plana çıkaracak mahiyette olmaması gibi şartları taşıması gerekmektedir.

Hayatımızın her alanında Allah’ın emirlerine riayet edebilmemiz niyazımızla en emin olan Rabbime emanet olunuz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *