
DÜNYEVİLEŞME
Allah Kur’an’da asıl hayatın Ahiret hayatı olduğunu bildirir. “(Oysa onların tek gerçek kabul ettikleri) bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir; âhiret yurduna gelince işte asıl hayat odur; keşke bunu bilselerdi!” (Ankebut: 64)
Buna rağmen insan dünya hayatından, gerekli prensiplere riayet ederek istifade etmelidir. “Allah’ın sana verdiğinden âhiret yurdunu kazanmaya bak ve dünyadan nasibini unutma! Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara ihsanda bulun. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışma! Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.” (Kasas: 77)
İnsan dünya nimetlerinden tadarken sınırını ve ölçüsünü bilmelidir. “Ey Âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin, yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’raf: 31)
İnsan Allahın kendisine lütfettiği temiz ve helal olan şeylerden yemeli ve içmelidir. “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan maddelerin helâl ve temiz olanlarından yiyin; şeytanın peşinden gitmeyin, çünkü o apaçık düşmanınızdır. O size ancak kötülüğü, çirkinliği, Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemenizi buyurur.” (Bakara: 168- 169)
Dünya hayatı ve içindekiler insana süslü gösterilmiştir. Bu akıldan çıkarılmamalıdır. “Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, soylu atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere düşkünlük insanlara çekici kılınmıştır. İşte bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Hâlbuki varılacak güzel yer, Allah’ın katındadır.” (Al-i İmran: 14) Bu ayetin hemen devamında ise insan için daha hayırlı olan gösterilmiştir. “De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takva sahipleri için rableri katında, altlarından ırmaklar akan, ebediyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın hoşnutluğu vardır. Allah kullarını eksiksiz görmektedir.” (Al-i İmran: 15)
Ama insanların çoğu dünyayı ahirete tercih etmişlerdir. “Onlar, dünya hayatını Ahirete tercih eden, Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri göstermek isteyenlerdir; işte onlar derin bir sapkınlık içindedirler.” (İbrahim: )
Bu gibi kimseler Allahtan sadece bu dünyayı isterler. “…Ama insanlardan öyleleri vardır ki, “Ey rabbimiz! Bize bu dünyada ver” diye dua ederler. Böyle bir kimsenin Ahiretten hiç nasibi yoktur.” (Bakara: 200)
Oysa şöyle dua etmeleri onlar için çok daha iyi olurdu: “İnsanlardan öyleleri de vardır ki, “Ey rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ver, öteki dünyada da iyilik ver; bizi cehennem azabından koru” derler.” (Bakara: 201)
Sadece dünyayı önceleyen ve ahireti hiç umursamayanlar Allah nezdinde kendilerine yazık eden kimselerdir. “Bize kavuşma ümidi taşımayanlar, dünya hayatıyla yetinip onunla mutlu ve huzurlu olanlar, kanıtlarımıza aldırış etmeyenler var ya, hak ettikleri için onların yeri ateştir.” (Yunus: 7-8)
Hz. Ömer bir gün, Hz. Peygamberin (sav) yanında ağlar, Resulullah (sav) niçin ağladığını sorunca: "Ya Resulullah! Dünya kralları, kisraları servet içinde yüzüyorlar. Senin ise altına sereceğin bir sergin bile yok. Yatağın hasır ve teninde yattığın zeminin izleri... Allah Resulü (sav) şu cevabı verir: "İstemez misin ya Ömer, dünya onların, ahiret de bizim olsun!” (Ahmed B. Hanbel, Müsned, II, 298)
Peygamberimiz (sav) ise bizi şu sözlerle uyarmış, dünyevileşme tehlikesine karşı dikkatimizi çekmiştir: “Dünyada sanki bir garip veya bir yolcu gibi ol” (Buhârî, Rikak 3. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 25; İbni Mâce, Zühd 3)
En emin olan Rabbime emanet olunuz.