
Zalimlere Ne Olacak?
Belirlenmiş sınırları çiğneme, haktan batıla sapma, kendi hak alanının dışına çıkıp başkasını zarara sokma, rızasını almadan birinin mülkü üzerinde tasarrufta bulunma, zorbalık gibi anlama gelen zulmün (Bkz: Tdv İslam Ansiklopedisi “Zulüm” maddesi) işleyicisi olan zalim; Kur’an’da yerilen ve hakkında olumsuz tanımlamalar yapılan bir kişilik şeklidir.
Adalete aykırı davranmak ve hakkaniyetten uzak kalmak fiillerini işleyen “zalim” hem dinen, hem ahlaken hem de kanunen suçludur. Fıtrata aykırı iş yapmış demektir.
Aslolan adalettir. Allah insanlara adil olmayı emreder: “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl: 90)
Hz. Peygamber (sav) de evden çıkarken, “Bismillah, Allah’a sığındım. Allahım! Hata yapmaktan, yanlış yollara sapmaktan, zulmetmekten ve zulme uğramaktan, cahillik etmekten ve cahilliğe maruz kalmaktan sana sığınırız” şeklinde dua ederdi. (Müsned, VI, 306; Tirmizî, “Daʿavât”, 34)
Kur’an’da Allah’ın emrini çiğneme ve hükmünü ihlal etme bağlamında ilk zulüm, yasaklanan meyveyi yiyen Hz. Adem ile Havva tarafından işlenmiştir. (Bakara: 5; A‘raf:19, 23) Hz. Nuh’un kavmi Nuh’u ve inananları aşağılayıp davetini reddetmeleri sebebiyle “zulmedenler” diye anılır. (Hud: 7, 37, 44) İsrailoğulları’nın Hz. Musa'ya, “Allah’ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayacağız” demeleri, altın buzağıya tapmaları, cumartesi yasağıyla ilgili hükmü ihlal etmeleri gibi tutumları da zulüm diye nitelenmiştir (Bakara:54-59; A‘raf:160-165).
Yine Kur’an’da belirtildiğine göre daha önce inkarcı bir kavimden olan Sebe melikesi Hz. Süleyman’ın kendisiyle bağlantı kurmasından sonra, “Ey Rabbim, ben kendime zulmetmişim” diyerek Allah’a teslim olduğunu ifade etmiştir. (Neml:38-44) Birçok ayette, gerek inançları bakımından gerekse söz ve davranışlarıyla Allah’ın hükümlerini çiğneyip doğru yoldan saptıkları için zalimler diye anılanların dünyada çeşitli felaketlerle helak edildikleri, (mesela Hud: 67, 94; Kehf: 59; Ankebut: 14, 40) ahirette cezalandırılacakları, (Al-i İmran:151; Maide: 29; Tur: 47) bunların dünyada yaptıkları iyi gibi görünen işlerinin boşa gideceği (Al-i İmran: 117) bildirilir. (Bkz: Tdv İslam Ansiklopedisi “Zulüm” maddesi)
Allah zalimler için ahirette çok şiddetli bir azap hazırlamıştır: “O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.” (Nahl: 85)
“Allah kimi saptırırsa, artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zalimlerin, "Dünyaya dönmek için bir yol var mı?" dediklerini görürsün.” (Şura: 44)
“Kim ahiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur. Yoksa, Allah'ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zalimler için elem dolu bir azap vardır. Sen zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.” (Şura: 20-22)
Bütün bu uyarılara rağmen adaleti bırakıp zulmü ve zalimliği tercih etmek, sonuçlarına katlanılması gereken bir suçtur ve suçlular eninde sonunda ilahi adalete mutlaka hesap verecektir.
“Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah'ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.” (Şuara: 227)
Allah zulüm ehli olmaktan hepimizi korusun.
En emin olan Rabbime emanet olunuz.