reklam
reklam
37,9671 %-0.05
41,0569 %-0.27
3.807,12 % 1,04
83.237,51 %0.996
AMASYA
00:00:00
İmsak vaktine kalan
Amasya
Hafif yağmur
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

KÜMBET

YAYINLAMA:

Karadenizli olup da Kümbet ismini duymayan olan var mı bilmiyorum. Karadeniz’in bilinen yaylalarından biri. Giresun’un dereli ilçesine bağlı bir yer.

Bir yerleri ziyaret etmek için yola koyulduğunuzda, seyahat esnasında geçtiğiniz ve iyi ki bu güzergâhı seçmişim dediğiniz yeler olabilir. Ben de Gümüşhane ve Bayburt illerinin bütün ilçelerini dolaşmak için yola çıktığımda bu seyahate Dereli’den başlamıştım.

Dereli ilçesinde planladığım çalışmaları yaptıktan sonra Şebinkarahisar ilçesine uğramak için yola çıktım. Yapılan tavsiyeler üzerine Kümbet’ten de geçen bir güzergâhı tarif ettiler. 18 Temmuz 2023 tarihinde yaptığım bu seyahatte notlarımda ve hafızamda kalanları zaman içinde kaleme almaktayım.

Mevsimin yaz ve aylardan Temmuz olması Karadeniz’de tabiatın en canlı olduğu zaman olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Yeşilin ne kadar tonu var bilmem ama bu coğrafyada bunun sayısını tespit etmek o kadar kolay değil. Bazen ağız alışkanlığı olarak “Yeşilin bin bir tonu var burada” sözü sadece bir dil alışkanlığı bence. Yeşilin binlerce tonuna sahip olan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Çünkü burası Karadeniz…

Dereli’den çıktıktan sonra bazen derin vadiler, bazen karşı tepeler selamlıyor bizi. Yer değiştiren beyaz bulutlar ise bulunduğumuz mekâna ayrı bir güzellik katıyor. Nadir de olsa bir yerlerde birkaç avuç toprak görüyoruz ve kahverenginin de ne kadar güzel bir renk olduğunu anlıyor. Malum bu coğrafyada kahverengine rastlamak pek mümkün olmuyor.

İki taraf yeşil, üst taraf beyaz bulutlu mavilikler içinde yol alırken karayolu ise benim rengimi de hesaba katmadan geçmeyin der gibi oluyor sanki. Ara sıra durup fotoğraf çekiyoruz. Sonradan baktığımız da sanki fotoğraflar aynı yerden çekilmiş gibi.

Böyle asude mekanlardan geçip giderken yolumuzun doğru olup olmadığına dair şüpheler hâsıl oluyor. Biz de “Sora sora Bağdat bulunur” sözü mucibince yolda gördüklerimize soruyoruz. En hoşumuza giden cevap ise “Korkmayın, doğru yoldasınız beyim” oluyor.

Ah! Doğru yolda olabilsek hep!

Yol boyu köylülerin kurduğu küçük “işletmeler” var. Mevsim meyvelerinde tutun da hediyelik eşyalara kadar. Tabi çay Karadeniz’in olmazsa olmazlarından…

Karadeniz sahilinde ikamet eden biri olarak havanın daha serin olması hoşumuza gidiyor. Güneş tepede ısıtmaktan çok ışıtma vazifesi görüyor. Biz, bir günlük de olsa nemin verdiği o ağır baskıdan kurtulmuş oluyoruz.

Sonra bir yerleşim yerine rastlıyoruz. Burası Kümbet’in; merkezi, çarşısı, toplanma yeri gibi bir şey. Sahilden epey uzak. Kimin gurbetçi, kimin gezmek için geldiği belli değil. Özellikle otomobil plakalarının muhtelif illerden olması ortama renk katmış. Tabii insanlar da hareket…

Bir çay ocağının önüne oturuyorum. Kendime bir çay söylüyorum. Bu arada geleni gideni takip ediyorum. Yerli oldukları belli olanlar ile misafir olanlar ayırt ediliyor zaman içinde. Çay ocaklarının önünde çay eşliğinde yapılan muhabbetleri duymasanız da hissediyorsunuz samimiyeti. İnsanın saatlerce oturası geliyor.

Mevsim yaz ve kıyafetler ona göre seçilmiş. Ben bir sonraki ilçeye nasıl gideceğimi düşünürken birine soruyorum. Bana “Beyim sakın bu taraftan gitme şaşırırsın. Ben buranın insanıyım bazen karıştırıyorum. Bazen de yol bozuk oluyor hepten zorluk yaşarsın. Sen şu taraftan git” diyor. Son dere samimi ve içten anlatıyor.

Ve çayların ücretini vermek için ocağa uğruyorum. Bir de ne göreyim? Önünde odunlar olan bir soba. Ocakçıya soruyorum: “Sobayı niye kaldırmadınız” diye. Sorduğum kişi “Sabahları bir defa yakıyoruz. Bazen akşam da yaktığımız oluyor” diye cevap veriyor. Bu cevabı beklemiyorum. Temmuz ayının ortalarında ısınmak için soba yakmak.

Sonra gideceğim yeri tarif eden adamın gösterdiği yöne doğru hareket ediyorum. Bir ara tereddüt edip yüz metre ileride birine daha soruyorum. “Karahisar’a buradan gidilir mi?” diye. Bana “Yoluna devam et, doğru” diyor sorduğum ikinci kişi.

Ben Kümbet’te kaldığım yarım saat içinde sanki milyonlarca gönül ile tanışmış gibi hissediyorum kendimi.

Yine yollara düşüyorum tek başıma. Yeni yerler görmek, yeni dostluklar edinmek için.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *