reklam
reklam
37,9651 %-0.02
41,6111 %0.69
3.841,41 % 0,38
83.499,99 %-1.573
AMASYA
00:00:00
Öğle vaktine kalan
Amasya
Orta şiddetli yağmur
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

Serendi

YAYINLAMA:

Diğer bölgelere vakıf değilim ama Karadeniz’in vazgeçilmez ahşap yapılarındandır.

Bundan yarım asır önce insanlar yiyeceklerinin çoğunu satın almaz kendisi üretirdi. Uzun kış mevsimi boyunca bazı maddeleri saklaması veya koruması gerekiyordu. Aksi takdirde insanlar zor günler geçirebilirlerdi.

Çoğu yer iklim bakımından şanslı sayılmazdı. Çünkü uzun kışın uzun ve sert geçtiği yerlerde sadece insanlar değil hayvanlar da beslenmesi gerekliydi. Mevsim itibariyle taze yiyecek bulunmadığından, hazırlıklar en geç güz aylarında yapılır kış tedbirli olarak beklenirdi. Aksi takdirde başkasına muhtaç olmak da vardı işin sonunda.

Cırcır böceği ile karınca misali daha çok çalışan daha kolay geçirirdi kışı. Evlerde kış için hazırlanan turşulara, yufkalar, erişteler, muhtelif çorbalıklar, öğütülmüş unlar, un haline gelebilecek mısır, arpa ve buna benzer şeyler kış hazırlıkları içindi.

O zamanlarda sera veya “ Yapay hormonlu” yiyecekler her zaman bulunmadığından tazeleri yaz aylarında bulunur ve sağlığa zararı olmazdı. Belki çok şey azdı ama hastalık türü de azdı. Obezite denilen hastalık önce zengin hastalığı daha sonra da günümüz hastalığı haline gelmeye başladı.

Serendi denilen ahşap yapılar bu açıdan çok önemliydi. Çünkü bazı kışlık yiyecekler ve yiyecek yapılacak şeyle buralarda saklanırdı. Serendi ismi birbirini andıran farklı şekilde telaffuz edilirdi. Bunlardan biri de “serendü” idi. Aynı sese yakın birçok kelime daha vardı ki o da o yörenin aksanına göre seslendirildi.

Serendi daha çok mısır, evlere yer kaplamasın diye diğer eşyalar konulurdu. Dört ahşap direk üzerine konulan serendi veya serendi toprağa yakın yeri yayvan bir tas gibi olur içine su konulurdu. Bu fare dâhil bazı haşeratın saklanılan şeylere ulaşmasını önlemek için. Yine direklerin üst tarafına ise ters çevrilmiş tasa benzer şeklinde yapılırdı ki ilk engeli aşan olursa ki fareler bunu başarabilir, bu sefer sırtı yere bakacak vaziyette fazla adım atamayacağından saklanılan yiyeceklere ulaşması mümkün değildi.

Serendi ahşaptan olup mütemadiyen hava alacak şekilde tasarlanmıştı. Kasım aylarında içerisi tamamen doldurulan serendiler görevleri yeni mahsullerin gün yüzüne çıkmasına kadar devam ederdi. Bu da yaklaşık mayıs ayları sonuna kadar olurdu.

Temmuz ve ağustos aylarını dinlenmeyle geçen serendiler, eylül aylarından sonra bir sonraki senenin ihtiyaçları itina ile yerine getirilirdi.

Şimdi her şeyin her zaman satın alındığı bir döneme girdik. Artık serendiler bir antika veya süs eşyası olarak kaldı. Köylünün bile şehirden süt, yumurta ve sebze aldığı hazırcı bir toplum olduk. Hal böyle olunca da serendi ve benzeri şeyler tarihe havale oldu. Hatta bu yazıyı okuyanlar “Bunun adı serendi değil şu idi” diye bile yorum yazabilir.

Kısaca kendi gitti adı kaldı yadigâr…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *