reklam
reklam
37,9643 %0.04
41,6515 %0.83
3.856,53 % 0,78
82.554,26 %-3.138
AMASYA
00:00:00
Sahur vaktine kalan
Amasya
Orta şiddetli yağmur
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

LADİK İLE SULUOVA ARASI

YAYINLAMA:

Yurt gezilerinde bazen iki şehrin arası daha çok hafızalarda kalabilir. Siz her ne kadar bir şehirden başka bir şehre yolculuk yapsanız da çok gördükleriniz bir ömür hafızalarınızda kalabilir. Hatta haritaya göre diğer şehre giderken karayolu üçüncü bir şehre ait mekânlardan da geçmiş olabilirsiniz.

Son olarak; Kavak, Lâdik, Suluova ve Havza ilçelerini yakından bir daha görmeye karar vermiştim. İlk durak Samsun’un Kavak ilçesi, ikinci olarak da yine Samsun’un Lâdik ilçesi olmuştu. Ancak ben bu yazıda ilçeleri değil, ilçeler arası yolculuklardan bir kesit sunacağım. Daha doğrusu kendimce birkaç satır yazacağım.

Ladik ilçesinde bazı yerleri gezip, Amasya’nın Suluova ilçesine doğru yola koyuldum. Aylarda mayıs ortaları olması daha şehir merkezinden ayrılmadan gökyüzünün kendine has maviliği ile yeryüzünün yeşilliği insanı kuşatma altına alıyordu.

Şehirden ayrılalı üç-dört dakika bile olmadan mavi-yeşil arası bir dünya ile karşı karşıya kalmıştım. Yollar uzadıkça mavi ve yeşilin tonları değişir gibi olsa da güneşin o ısıtıcı ve aydınlatıcı yanıyla farklı bir dünyanın içine girmiş gibi hissediyordum.

Yol boyu çimenler, otlaklar, bazen koro bazen müstakil ağaçlar gözümüzden çok ruhumuzu okşuyordu. Görüş mesafesini göz ile kestirmenin mümkün olmadığı zamanlardaydım. Sanki yeryüzü bir ev ve binanın muhtelif yerlerine devasa halılar serilmiş gibiydi. Bazen bir çiçek tarlası, bazen farklı tonda yeşilliği olan bitki türleri, bazen tek tük duran ağaçlar ve beyaz bulutlar. Bir de yoldan geçen araçlar.

Bir rüyada gibiydim. Bir ara bu yerlerin bizim yani ülkemizin değil de yabancı bir devletin olduğunu düşündüm. İçim sızladı birden. Bu kadar güzel ve erimli topraklar başkalarının yani yabancıların olması insanın içini sızlatırdı gerçekten. Yaklaşık dokuz asır bize ait olan bu toprakların hep bizim kalması için dua ettim.

Bu güzelliklere sahip olmayanlar buraları gördüğünden imrenmesi, kıskanması hatta husumet göstermesi ve ona sahip olması isteği belki kendi açılarından normal. Ancak böyle bir güzelliği bizlere bırakan atalarımıza sadece minnet duymak yeterli olmayıp buraları bir sonraki nesillere de bırakmak boynumuzun borcu.

Lâdik –Suluova hattında giderken karayolunun Havza topraklarından da geçtiğini çektiğim fotoğraflardan anladım. Teknolojinin ileri seviyede olduğu günümüzde elimizdeki akıllı (!) aletler çekilen fotoğrafların konumunun neresi olduğunu gösteriyor. Buradan da anladım ki Lâdik- Suluova hattında Havza ilçesine ait topraklardan da geçiyormuşuz.

Nerden geçtiğimizin ne önemi var? Biz dedelerimizden kalan topraklardan geçiyoruz. Bu seyahatle ilgili başka yazılarda buluşmak umuduyla…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *