
DÜZENLİ OLARAK 50 SENEDİR OKUYOR, 25 SENEDİR YAZIYORUM
Her ne kadar okuması kolay anlaması zor olsa da; söylemediğin müddetçe kimse ne okuduğunu bilmiyor. Peki ya yazı öyle mi?
Yazı yazıldığı yerde kalmıyor. Beğenen oluyor, beğenmeyen oluyor. Okumaya merakı olmayan oluyor. Bu hususta herkesin fikrine saygı duymak gerekiyor.
Yazan kişi; yazısı için söylenecek her şeyi sineye çekmeye mecbur. Çünkü okurun yorum yapma hakkı vardır.
Bence yazmanın çizmenin en zor olduğu dönemler, ülkede yerel veya genel seçimler öncesi. Çünkü vatandaşın önceliği “seçim” oluyor. Benim gibi seçimden bir önce ile bir gün sonrası aynı olan kişilerin sayı on binde bir. Yani her gün bana göre aynı.
1965 senesinden beri her seçim öncesi konuşulanlarla; diğer seçim öncesi konuşulanlar arasında bir fark yok. Sadece söyleyenler farklı. Çünkü çoğu şimdi yaşamıyor. Diğer tarafta seçim nasıl oluyor onu da bu hususta eğitim görmüşler tafsilatıyla anlatırlar.
Özellikle günümüzde “Herkesin her şeyi bilmesi” çok tuhaf değil mi?
Ülkenin seçim dışında da çok önemli meseleleri var. Zaten orası halledilse seçim zamanı hakkında çok konuşulmaz.
Bu yüzden ben kendi âdetimce okur, yazarım. Hani şairin “Kendi efkârımca okur yazarım/ Bir dost bulamadım gün akşam oldu” dediği gibi ben de kendi anlayış ve fikirlerimce yazarım. Bunların çoğu da “doğrudan” politik değildir.
Her şeye rağmen benim gibiler seçim zamanı çok zorlanır. Çünkü yolda karşılaştığımız vatandaşlar bizi yolda görünce “Sizce ne olacak” sorusunu sorar; biz de “Siz daha iyisini bilirsiniz” cevabını veririz.
Evet sizin bileceğiniz zamanlardayız şimdi.
Seçim sonu işin farklı tarafını konuşuruz. Birkaç ay sonra o da biter. Ne zaman bir sonraki seçim gelene kadar.
Bir sonraki seçim öncesi yaşayanların bazıları aramızdan ayrılır ve kalanlar “Acaba nasıl olacak” sorusuna cevap arar.
Seçimlerim milletimize hayır getirmesi temennisi ile.