
ESKİ GÜNLER
Çok önceleri postane müdürlü pek mühim adamdı. Telefon santralinde çalışan kızlar bile burunlarından hiç kıl aldırmadıkları için çoğu evde kalırdı.
-
Erkek çocuğu olan baba telefona yazılarak, işi erken sağlama alırdı. Baş göz vakti geldiğinde de onu satıp çatıya bayrak asardı. Kapısında davul çalan düğünde de akşamına mutlaka yemek vardı. Çukur denilen salonda ise cümbüş ve klarnet eşliğinde vur patlasın çal oynasın misali oynayan, eş dost akraba kadınlar düğünün keyfini çıkartırdı.
-
Ekin tarlalarının destimencileri yani arazi bekçileri ütme yapan çocukları mahalleye kadar kovalardı. İki buçukluğu denkleştirende şarabcı ibiliden bir şişe papazkarası kapıp, kırık leblebiyle yuvarlardı.
-
Sabahtan akşama kadar bakır kap ve kazanlara tahta tokmaklarla vura vura kafası şişen zanaatkar ustalarda akşam vakti soluğu bağda alır, kurulan çilingir sofralarında rakının gözünü çıkartırdı. Tüm mahallelelerin sokaklarını ise bekçi düdüğü çınlatırdı. İti kopuğu da, sesi duyduğu anda korkudan altına yapardı. Daima beyaz elbiseler giyen minderini pencere önüne seren, mahallenin şık ve tirintaz üfürükçüsü kız kemal vardı paranın miktarına göre şeddeli muska yazardı veresiye teklif edeni ise
kapının eşiğinden sokmazdı.
-
Buz gibi akan oluğun önüne çulunu seren mahallenin kadınları da kirlenmiş donlara verdikçe tokacı devane de yerler sanki zelzele tutulmuş gibi zangır zangır oynardı. At üstünde köyleri gezen muhasebeciler vardı. Katip Sait adlı hacı dedemde Enbiye pınarı etrafındaki köylerin defterini
tutardı. İftar topu da Tinki çeşmesinin üstlerinden atılırdı. Helle şaşıp yanılarak baruta fazla kaçırınca da kale mahallesindeki evlerin camları sokağa saçılırdı. Pazar günlerinde de kadınlar parkta erkekler
ise maçtaydı. Kaleci Erol, Cengiz, Osman ve kaptan Metin sahaya çıktıklarında o maç daha başlamadan mutlaka alınmış gibi sayılırdı. Aksilik olup mağlubiyet alınırsa rakip kafilenin üstüne taşlı ve sopalı taaruzlar yapılırdı.
-
Yanıkoğlu emicenin yaba gibi elleri var kaleci hikayeleri, radyodaki arkası yarın misali her gün aynı heyecanla dinlenirdi. Turan sineması sokağında açılan işportalar da ise Tommiks, Teksas ve Zagor'lar
günlük takas edilirdi.
-
Her evin içinde girellik vardı. Öte beri saklanırdı. Tel dolabı da mutfaktaydı. Kurutulanlar ise tavana asılırdı. Sirkeye vurulmuş turşularda bu dolapların altındaki plastik bidon da saklıydı. Üst üste yığılan
yufka da yemek saati mutlaka ıslanırdı. Fırıncıla ekmek ise iki fırında yani hamas ile mamas'ın fırınlarında satılırdı.