reklam
reklam
37,9710 %-0.05
41,1532 %-0.16
3.804,28 % 0,96
82.731,73 %0.525
AMASYA
00:00:00
İmsak vaktine kalan
Amasya
Hafif yağmur
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

ESKİ GÜNLER

YAYINLAMA:

Çok önceleri postane müdürlü pek mühim adamdı. Telefon santralinde çalışan kızlar bile burunlarından hiç kıl aldırmadıkları için çoğu evde kalırdı.

-

Erkek çocuğu olan baba telefona yazılarak, işi erken sağlama alırdı. Baş göz vakti geldiğinde de onu satıp çatıya bayrak asardı. Kapısında davul çalan düğünde de akşamına mutlaka yemek vardı. Çukur denilen salonda ise cümbüş ve klarnet  eşliğinde vur patlasın çal oynasın misali oynayan, eş dost akraba kadınlar düğünün keyfini çıkartırdı.

-

Ekin tarlalarının destimencileri yani arazi bekçileri ütme yapan çocukları mahalleye kadar kovalardı. İki buçukluğu denkleştirende şarabcı ibiliden bir şişe papazkarası kapıp, kırık leblebiyle yuvarlardı.

-

Sabahtan akşama kadar bakır kap ve kazanlara tahta tokmaklarla vura vura kafası şişen zanaatkar ustalarda akşam vakti soluğu bağda alır, kurulan çilingir sofralarında rakının gözünü çıkartırdı. Tüm mahallelelerin sokaklarını ise bekçi düdüğü çınlatırdı. İti kopuğu da, sesi duyduğu anda korkudan altına yapardı. Daima beyaz elbiseler giyen minderini pencere önüne seren, mahallenin şık ve tirintaz üfürükçüsü kız kemal vardı paranın miktarına göre şeddeli muska yazardı veresiye teklif edeni ise

kapının eşiğinden sokmazdı.

-

Buz gibi akan oluğun önüne çulunu seren mahallenin kadınları da kirlenmiş donlara verdikçe tokacı devane de yerler sanki zelzele tutulmuş gibi zangır zangır oynardı. At üstünde köyleri gezen muhasebeciler vardı. Katip Sait adlı hacı dedemde Enbiye pınarı etrafındaki köylerin defterini

tutardı. İftar topu da Tinki çeşmesinin üstlerinden atılırdı. Helle şaşıp yanılarak baruta fazla kaçırınca da kale mahallesindeki evlerin camları sokağa saçılırdı. Pazar günlerinde de kadınlar parkta erkekler

ise maçtaydı. Kaleci Erol, Cengiz, Osman ve kaptan Metin sahaya çıktıklarında o maç daha başlamadan mutlaka alınmış gibi sayılırdı. Aksilik olup mağlubiyet alınırsa rakip kafilenin üstüne taşlı ve sopalı taaruzlar yapılırdı.

-

Yanıkoğlu emicenin yaba gibi elleri var kaleci hikayeleri, radyodaki arkası yarın misali her gün aynı heyecanla dinlenirdi. Turan sineması sokağında açılan işportalar da ise Tommiks, Teksas ve Zagor'lar

günlük takas edilirdi.

-

Her evin içinde girellik vardı. Öte beri saklanırdı. Tel dolabı da mutfaktaydı. Kurutulanlar ise tavana asılırdı. Sirkeye vurulmuş turşularda bu dolapların altındaki plastik bidon da saklıydı. Üst üste yığılan

yufka da yemek saati mutlaka ıslanırdı. Fırıncıla ekmek ise iki fırında yani hamas ile mamas'ın fırınlarında satılırdı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *