
ÇAYLA SOHBETLER -9-
Çayla nasıl konuşulur?
Önce çayla konuşacağın konuyu tespit edeceksin. Öyle her konu çayla konuşulmaz. Mesela kaba kuvvete dayalı bir meseleyse hiç yanaşma. Birini kandıracak, birine zarar vereceksen girme çayın kanına.
O güzel olan şeylerden anlar. Güzel olan ve çaresi olmayan dertleri de dinler. İyi bir sırdaştır. Ona anlattıklarını başkalarına da anlatmazsan hiç korkma. Dışarı çıkmaz yani.
Şayet vurdulu, kırdılı şeyler anlatırsan ya tadı kaçar ya da çabuk soğur.
Çayı soğutmamak lazım değil mi?
Ne diyorduk? Çay güzel şeyleri sever. Hem sen de keyif alırsın ona anlatmaktan. Nasılsa dışarı çıkmaz ondan.
Yani bir psikoloğa gitsen hem para verir, hem yine derdini anlatırsın. İçinde de bir tereddüt kalır.
“Şimdi bu benim sırlarımı biliyor dışarı çıkar mı acaba” diye.
Çayla sohbette öyle bir durum yoktur.
Aslında vakit problemi de yoktur.
Hele “eski bir deftere” ait meseleyse tam isabet. Sen anlat o dinlesin. Kızmadan anlat yalnız. Kimseyi şikâyet etme. Kimsede kusur görme. Ara sıra bardağı dudağına götür. Ona ihtiyacın olduğunu belirt.
Hızlı konuşma. Cümlelerin arasında fazla bekleme. Soğutulmaya gelmez. Zaten soğudu mu tadını değiştir. Sen anlarsın o zaman.
Sadece bardağı değil demliği de soğutma. Eski defterlerdeki yaraların “soğumadığına” bakma. Çay soğur.
Şimdi biraz düşün devam edeceğiz yine.