reklam
reklam
37,9261 %-0.06
41,2373 %0.46
3.807,66 % 0,21
86.557,49 %1.749
AMASYA
00:00:00
İmsak vaktine kalan
Amasya
Orta şiddetli yağmur
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

KIRKHARMAN’IN ORTASINDA SİNEMA

YAYINLAMA:

15 Eylül 2021 tarihli yazımda Kırkharman köyüne ait bir kütüphaneden bahsetmiştim. Kütüphane 21 sene atıl vaziyette kalan bir okula “sinema” ile birlikte yapılmıştı.

Konuyu ayrı ayrı ele almamın sebebi Kırkharman’ın birden çok yazıda adınıA SİNEMAn geçmesi ve tanıtımın olması. Ayrıca burada yapılanların diğer köy, kasaba ve beldelere de örnek olması içindi. Yoksa aynı yazı içinde “Dostlar alışverişte görsün” misali bahsedip o haftaki yazı sıramızı da savmış olurduk.

Köyde bulunan okul 1997 senesinde eğitim öğretime kapanınca uzun süre kendi yalnızlığı ile baş başa kalmış. Artık ne içinde, ne de bahçesinde çocuk sesleri duyulmuyordu. Bu durum köylüleri üzse de o an için yapılacak bir şey yoktu.

Okul belki kendini terk edilmiş gibi hissediyordu. Zaten terk edilmişti de. Biraz kendi yalnızlığını yaşaması gerektiğini o da biliyordu belki de. Günün birinde bazı duyarlı insanların buna müdahale edeceğini de tahmin etmiş olabilirdi. O tenhalığa, yalnızlığa alışık değildi.

Her gün öğrencilerin paydos saatinden sonra, onların seslerini özlüyor, sabahı zor ediyordu. Hele hafta sonları onun için tamamen bir hasret günleriydi. O cıvıl cıvıl seslere alışık onlarla hayat buluyordu. Yaz tatillerini desen hep bir zulümdü. Sanki çocukları onların elinden zorla almış gibi hissediyordu.

Okul, yani bina kapanma kararının alındığını bilemezdi. Bildiği tek şey vardı ki yaz bittiği halde gelen giden yoktu. Nihayet acı durumu sonunda fark etti. Terk edilmişti.

Bu yalnızlığa alışmaya çalıştı okulun binası. Üzülüyordu. Yavaş yavaş boyaları soluyor, damı çöküyordu. Kapılar kah sıcaktan, kah soğuktan renk değiştiriyordu. Artık öğrenciler gelmeden önce onları okşar gibi, sever gibi temizleyen eller yoktu. Çok şey yoktu aslında.

Zaman geçti tamamen terk edildiği kanaatine vardı. Ta ki “Kırkharman Köyü Kültür dayanışma ve Yardımlaşma Derneği” başkanı Naci Özkan Beyin vaziyeti köylülere anlatmasına kadar.

Yıllardır köyün çocuklarına hizmet vermiş binanın atıl vaziyette kalmasına kimse razı değildi aslında. Razı değildi ama neler yapılacağı hususunda da bir bilgileri yoktu. İşte böyle durumlarda ortaya bir kişi çıkar, önce yakınlarına, sonra çevredekilere, daha sonra da geniş bir daire içindeki bazı etkili ve yetkili kişilere yapılması gerekenleri anlatana kadar. Sadece anlat mı? Onları ikna edene kadar akla karayı seçene kadar…

Naci Özkan Bey kâh dernek üyeleriyle, kâh eğitim ve kültüre yakın kişilerle bazı istişareler yapar. Önce okulun fiziki olarak onarılması gerekmektedir. Bu durumda devrin muhtarı Ömer Durmuş’tan yardım istenir. Ömer Durmuş bey çatı ve muhtelif yerlerin arızalarını giderir veya giderilmesine dolaylı ve şahsi katkıları olur.

İş yavaş yavaş yoluna girmeye başlar. Okul binasına bir “Kütüphane ve Sinema Salonu” yapılmasına karar verilir. Naci Özkan Beye Tamer Özkan, Ömer Akın, Üzeyir Temizkan  (rahmetli) Hüseyin Özkan, Bilal Eraslan ve adını sayamayacağım kadar çok kişi yardımcı olur.

Her şey Kırkharman içindir artık. Sinema salonu ve kütüphanenin tefrişi için Naci Özkan Bey kendisi katkı sağlar.

Köy için en az beş yüz kişi yardımda bulunur. Herkes gücü yettiğince bir şeyler yapar. Yerel basın ve ulusal televizyonlar durumu haber yapar. Sonunda mutlu sona erişilir.

Terk edilmiş okul binası şimdi huzurludur artık. Eskisi gibi olmasa da bir gelen gideni olur. En azından kendini ziyaret edecek bazılarının olduğunu bilir.

Biz başta Naci Özkan Bey olmak üzere, o anki muhtar Ömer Durmuş ve onunla birlikte “Elini taşın altına koymuş” herkesi tebrik ederiz.

Belki bu bilgileri bir önceki yazımda da yazılması gerekirdi. Ancak yazının devamı olacağına dair bir ifade kullandığım için geri kalmış oldu.

Taşovalı biri olmadığımdan bazı bilgiler için zamana ihtiyacım vardı. Yine eksiklikler olabilir. Niyetimiz köyümüze dolayısıyla insanımıza hizmet etmek.

Sürçü kelam ettikse affola.                 

Not: Vaziyetin hassaslığı, Taşovalı olmadığım için yeterli veri toplama zorluğumdan dolayı Taşova ile ilgili “Bilgiye ve Belgeye dayalı” yazı yazmama kararı aldım. Ayrıca konusu ve mahiyeti ne olursa olsun bu “Kırkharman” için son yazımdır. Her türlü eksiklik ve hata için herkesten özür dilerim. Hoşça kalınız.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *