
ÇAY NASIL İÇİLİR?
Böyle soru olur mu diyeceksiniz. Demeyiniz efendim. Çay bu! Öyle rastgele içilmez ki.
Nerede bir tüten baca görürseniz, orada iki şey mutlaka vardır. İnsan ve çay.
Evinde ekmeği, yiyeceği, bazı temel ihtiyaçları olmayan evler vardır ama çayı olmayan ev hemen hemen yok gibidir.
Öyleyse çayın bu esrarı nereden geliyor?
Öncelikle zengin, fakir, güçlü, güçsüz, amir, memur seçmeyen bir özelliği vardır. Kahve gibi kibirli değildir yani.
Hazırlanması en fazla 20 dakika sürer. Bu sürenin sonunda mutlaka camdan bardaklara konularak içilmelidir. Öyle Çinliler gibi fincanda çay içilmez. Daha doğrusu tadı olmaz. İşin içinde görüntü de olmalıdır.
Siz çay doldurulmuş bardağın görüntüsünde bulunan zarafetten haberiniz var mı? Çay ocaklarında “Tavşan kanı bunlar” nidasıyla rengiyle tanıtılan sihirli içecektir o.
Çay sırdaştır, yoldaştır. Çay bazen yâr, bazen yarendir. Çay dosttur, arkadaştır.
Siz çaya istediğiniz kadar sırrınızı söyleyebilirsiniz. Şayet başkasına da anlatmadıysanız ondan dışarı çıkmaz. Merak etmeyin.
O hem yalnız kaldığınızda içilir, hem dostlarla birlikte. Hem kızgınken içilir, hem neşeliyken. Hem derdiniz varken içilir, hem sevinciniz varken.
Hem zenginle içilir, hem fakirle.
Hem bağda bahçede içilir, hem evde.
Balkonda, tarlada, parkta, kahvede, yemekhanelerde, işyerlerinde…
Çay mekân seçmez. İnsan da…
Hayal kurarken de içebilirsiniz, plana yaparken de.
Ancak ne yaparsanız yapınız, ara sıra göz ucuyla bardağa bakınız. Çay bardağını elinize alırken bardağı okşar gibi tutunuz.
Bardağı dudaklarınıza götürdüğünüzde onu koklar gibi yapınız. Merak etmeyi, sesini çıkartmasa da memnun olacaktır.
Güzel bir kaynak suyu ile hazırlanmış çayın tadı çok az şeyde vardır. Tabii kiminle içtiğiniz de önemli.
Sahi siz çayı kiminle içmek istersiniz?
Tamam, anladım. Benden de sır çıkmaz.
Zaten çay da biliyor onu…