
BUFOLO DANSI
Onların inancına göre Watan Tanka yani yaratıcı ruh tüm yerlilere yaşadıkları toprakları ödünç vermişti vakti gelince de sonraki nesile aynen alındığı gibi geri teslim edilmeliydi.
-
Yüki inanışına göre dağlar ovalar akarsular okyanuslar ağaçlar, kum toprak ve su hepsi de ata yadigarıydı. Bütün bunlara göz bebeği gibi sahip çıkıp ataların ruhları da sızlatılmamalıydı.
-
Bu inanç ile yaşamakta olan, kara ayak kabilesinden küçücük bir kız çocuğu da vadi de şarkı eşliğinde oynarken, sürü halinde geçen bizonlardan birisi sesinden etkilenir ve küçük kızı da aldığı gibi sürüsüyle birlikte uzaklaşarak kaybolur. Arkalarından koşup yetişemeyen kızın babası da çaresiz bir halde bilge kuşun yanına yani Magpieden'e gider. Bilge kuşun yardım ederek acılı babayı bizon sürüsünün yakınlarına bırakmasıyla da dans eden bizonlar bu zavallıyı tepeler. Olaya şahit olan
Çocuğun ağladığını gören gök kralı bilge kuş, kemiğinden parça alıp hemen sihir yapmaya başlar. Onu izleyen kız da yarıda kalan şarkısını ağıta çevirerek tamamlar.
-
Bilge kuşun büyüsü genç kızın türküsü bufolaların dans ritminde birleşip yerde yatan cansız babanın kalbinin içine girer. Akabinde de hemen kemikleri ete bürünen adamın ölü bedeni hayata döner.
-
Şaşkın bizonlar kıza bir teklifte bulunur. Sen bize av öncesi bu şarkıyı söyle bizde bufolo dansı öğretelim. Bu sayede hem köyün hiç aç kalmaz hem de bizler bu şarkı sayesinde, hayata dönüşün
ibretlik tablosunu hiç unutmamış oluruz.
-
Aynı inanç ile yaşayan kızılderililer üzerinde yaşadıkları toprakları asla ve asla satmadılar. Her bir karışı için savaştılar. Ne yazık ki Ulu Manituları, okları ve baltaları, silahları susturamadılar. Apaçi topraklarını kana bulayıp ormandaki ağaçlara Kızılderili astılar. Yaşadıkları çadırları cayır cayır yaktılar. Bir çoğunu da atların arkalarına kol ve bacaklarından bağlı şekilde sürükleterek parçalattılar.
-
Tren vagonlarına makinalı tüfekler koyup gelip geçen bizon sürülerinin üstüne yağmur gibi kurşun yağdırdılar. Tüm ovaların içini ölü bizon leşleriyle doldurdular. Yıllarca süren katliam gibi savaşlar sona erdiğinde ise artık şarkı söyleyecek ne bir Kızılderili kız çocuğu ne havada uçan o bilge kuşlar ne de dans edecek bizonlar vardı.