reklam
reklam
38,0274 %0.26
42,1059 %-0.18
3.806,78 % 0,26
82.535,39 %-2.42
AMASYA
00:00:00
Sahur vaktine kalan
Amasya
Hafif yağmur
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

ZEYNEP ÖĞRETMEN

YAYINLAMA:

Meslek hayatımda en önemli köşe taşlarından biri de Akkuş olmuştur.

Mesleğimin son yıllarında değişen bazı kurallar gereği Akkuş’a atandım. Okulum o zamanki adıyla AKKUŞ YİBO idi.

Müdür Yardımcısı olarak atandığım bu okulda ilk günlerim çalışma arkadaşlarımı tanımakla geçti. Kısa süre içinde onlarla kaynaştık. Zaten bir eğitim kurumunda başarının yolu “Bir eğitim ailesi” olabilmektir. Her fert bir diğerinin tamamlayıcısı olmadığı müddetçe sadece resmi görevlerini yaparlar.

Ben hem idareci, hem de Fen Bilimleri dersine girecektim. Bu okuma ve yazma merakım gittiğim yerlerde bu alana yakın öğretmenlerle daha çabuk kaynaşmamı sağlıyordu. Okulumuzda kadrolu üç tane Türkçe öğretmeni vardı.  Bunlar; Ertan Alp, Hüseyin İlhan ve Zeynep Yılmaz’dı.  Her üçü de son derce başarı meslektaşlarımdı. Diğer ikisini daha sonra kaleme almak kaydıyla öncelikle Zeynep Yılmaz’dan bahsedeceğim.

Tabii her zaman kalemin insanın içindekileri kâğıda aktarması mümkün değil. Bazı eksiklikler, anlaşılmayan cümleler, temas edilemeyen hususlar olabilir. Bunun için önce özrümü dileyip yazmaya öyle başlamak istiyorum.

Zeynep Yılmaz daha mesleğinin ilk yıllarında olmasına rağmen sanki mesleğin son yıllarındaki öğretmenin tecrübesi, kendine güveni, kendine has duruşu, eskilerin nevi şahsına münhasır dedikleri tavrı ile bir öğretmenden daha fazlasıydı. O, öğrenciler için:

Bir ablaydı…

Bir arkadaştı…

Belki bir sırdaştı…

Bir anne idi…

Özelikle kız öğrenciler için rol modeldi.

İdare için fahri yardımcıydı.

Hâsılı, topyekûn her yönüyle mükemmele yakın bir eğitimciydi. İdeale yakın diyorum çünkü öğretmenlikte ideale yakın yer en üst seviyedir.  Hiçbir insan ideal olamaz.

Bir gün Öğretmenler Günü için yarışmaya yazı hazırlamıştı. O yarışmaya ben de katılıyordum.  Yazısını bana okuttu. Öyle mütevazı bir hali vardı ki bilmeyen de yazdığı şeyi zorla yazmış sanacaktı. Yazıyı dikkatlice okudum. Benim yazımla beraber aynı yarışmaya katılacaktı. Ona: “yazınız kaçıncı olur bilmem ama art arda sıralanırız, sen benden bir üstte yer alırsın” demiştim.

Öyle de oldu. O ilçede ikinci, ben de üçüncü olmuştum.  Belki ilk defa bir yarışmada beni geçen birine başarısından dolayı sevinmişti. Evet yazı benimkinden daha güzel bulundu ama ben  hem okulumuzun öğretmeni hem  de benim bir üstümde yer aldığını önceden bilmenin mutluluğunu yaşadım.

Etüt saatlerinde şiir ve edebiyat sohbetleri yapardık. Şayet bir işi varsa “İşim var” demez, nazikâne bir üslupla “Bunu daha sonra konuşmaya devam ederiz” derdi. Ben de işi olduğunu anlardım.

Şimdi Burdur’un Yeşilova ilçesinde görev yapıyor.

Ne yapacaksın, bazı öğrenciler şanslı oluyor işte.

Zeynep öğretmene bundan sonraki meslek hayatında başarılar dilerim. Sağlık ve huzurlu bir ömür onunla olsun.

Sadece şanslı olan öğrenciler mi?

Burdur sen nasıl bir iyilik ettin?

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *