
YÜCELERDE BİR İLÇE ILGAZ
Seyahatimiz devam ederken yolumuz Ilgaz ilçesi yakınlarından geçiyor. Çocukluk hafızamın şarkısını duyar gibi oluyorum.
Radyoda “Ilgaz Anadolu’nun sen yüce bir dağısın” diye başlayan çocuk şarkısı hala kulaklarımda.
Bu duygular içinden geçerken Ilgaz ilçesine uğramamak olmaz diye düşünüp şehrin yolunu tutuyoruz. Tâ Ordu’dan yola çık, ilçenin birkaç yüz metre yakınından geç ve uğrama. Bu bir gönül suçudur diyerek ilçe merkezine varıyoruz.
Arabayı kendimce bir yere park edip şehri rastgele dolaşıp Ilgaz Belediyesinin yolunu tutuyorum.
Bizi Hidayet Kara Bey ile buluşturuyorlar. Hidayet bey bizi güler yüzle karşılıyor. Yöneticileri olur olmaz işlerle meşgul etmenin doğru olmadığını eski bir idareci olarak biliyorum. Bu sebeple ilçeye hizmet vermek için mesai harcayan kişilerin keyfi olarak zamanını çalmak olmazdı.
Ilgaz üzerine sohbet ediyoruz. Sosyal durumu, geçim kaynakları coğrafyası vs… Fenerbahçe’nin Topuk Yaylasında yapmış olduğu tesisleri Ilgaz’dan 15 km uzakta Kastamonu yolu üzerinde bir yere talip olmuş ancak bir şekilde bu tesis yapılamamış.
Başlıca geçim kaynakları büyükbaş, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve çeltik gelmektedir.
Ilgaz; il merkezine 60 km, Kastamonu’ya 67 km ve Ankara’ya 183 km uzakta olup kendi haline bir şehirdir. Yalnızlığı içinde yaşayan ilçelerden biri. Her ne kadar; Yapraklı, Korgun, Kurşunlu, uzaklardan Çankırı Merkez, Tosya ve İhsangazi ilçeleri komşuları.
Ilgaz dağları Hacet Tepesinde 2546 metreyi bulurken etrafa zirveden bakıyor. Gökçe Çayı ve Bozon Deresi Devrez Çayını besliyor.
Sokaklarda geziyorum. İnsanları çok uzaklarda olduğunun farkında. Ancak aynı coğrafyanın verdiği bir birliktelik ile gönül gönle vermişler. Bazı vatandaşlarla sohbet ediyorum. Misafir olduğumu öğrenince daha da ilgileniyorlar. Ordulardan gelip buraları gezmek sebepsiz olmamalı. Ben de onlara burada neden bulunduğumu anlatmaya çalışıyorum.
İlçede fabrika yok. Organize sanayi isteği var. Kızılay’ın su şişeleme çalışmaları olduğuna dair haberler geliyor kulağımıza.
Ve bazılarıyla kırk yıllık dost gibi oluyoruz. Sonra bir kahveye gidiyoruz sohbet ediyoruz. İsimleri Mahir Alpay, Mustafa Bostan ve İbrahim Aliipek olan şahıslarla çay eşliğinde ilçeye dair sohbet ediyoruz. İbrahim Aliipek’in emekli öğretmen olduğunu öğrenince iş eğitime dayanıyor. İki emekli öğretmen sohbet ediyoruz. Ancak ben az zaman sonra oradan
ayrılacağım için sohbetimiz kısa sürüyor.
Şehri göz ucuyla tarıyorum tekrar. Vatandaşlara bazı tavsiyelerde bulunuyorum. Şehirde gördüğüm güzel şeyleri kaleme almaya ancak olumsuz şeyler varsa yazmayacağımı söylüyorum konuştuklarıma. Ne de olsa eğitimciyiz. İşimiz güzelliklerin çoğalması.
Kendi halinde olan ilçeden ayrılmak üzüyor beni. Sanki yurdumdan ayrılmış gibi geliyor bana. Bir fırına gidiyor oradan ekmek alıyorum. Sonra yanımdaki bazı yiyeceklere katık ederek atıştırıyorum. Hem atıştırıp hem de etrafı gözlüyorum.
Ve kendime ayırdığım süre sona eriyor. Ben çocukluk hafızama dayalı ve hiç görmediğim bu şehirden ayrılmak üzere yola çıkıyorum. Ardımda çay eşliğinde sohbet ettiğim kişiler, sokakta ayaküstü muhabbet ettiğim vatandaşlar bırakıyorum. Bir de gönül sahibi diğer güzel insanları…
Ayrıca misafirperverliğinden dolayı Hidayet Kara’ya da teşekkür ederim. Yolumuz bir daha düşmese de; gönlümüzün yolu buralardan çok geçecek daha.
Ilgaz Anadolu’nun sen yüce bir dağısın…