
BİR GEZİNİN SERANCAMI
Gezmek, yeni yerler görmek çok insanın istediği bir şeydir. Gezmek yalnızca yer değiştirmek değildir. Her coğrafyanın kendine has özellikleri vardır. Bazılar bitki örtüsü ile bazıları denizleriyle, bazıları gölleri, dağları, ovalarıyla öne çıkarken; bazıları da sosyal ve kültürel özellikleriyle öne çıkar.
Seyahate çıkarken, ardınızda kalan her muhit sizi hedefinize ulaştırır ama ardınızda da çok şeyler bırakırsınız. Ardınızda kalanlar aslında hüzün ve hasrettir. Siz bir gün geri döneceğinizi bildiğiniz için ardınızda bıraktıklarınız sizi uzun süreli bir ayrılığın hüznüne boğmuyor.
Seyahatler bazen planlı olduğu gibi bazen de anlık olabiliyor. Anlık seyahatler daha çok son anlarda sıkıntılı günler geçiren kişilerin tercih ettiği bir tercihtir. Tatil maksatlı geziler yaz aylarında tercih edilir. Kış gezileri ise daha aristokrat ve maddi imkânları daha fazla olan kişilerin seçtiği tarihlerdir.
Kültürel seyahatler ile araştırma yapmak için yapılan seyahatlerin belli bir zamanı yoktur. Çünkü asıl hedef dinlenmek ve hoşça vakit geçirmek değildir. Öğrenmenin ve araştırmanın belli bir zamanı olmaz. Hatta “Demir tavında dövülür” sözü mucibince ne zaman lüzum hissediliyorsa o zaman yapılır.
Biz de “Karış Karış Karadeniz” adlı şahsi bir projeyi hayata geçirmek için Kastamonu ilini dolaştık. Daha önce Sinop ve Trabzon’un bütün ilçelerini dolaşmıştık. Merkezleri dâhil toplam 27 ilçesi olan bu iki il hakkında otuzdan fazla yazı yazdık. Şimdi kervana Kastamonu’da katıldı.
Merkez dâhil 20 ilçesi olan Kastamonu için en az 40 adet yazı yazılmayı bekliyor. İşimiz zor olmaktan öte sabır isteyen bir iş. Çünkü daha terimiz kurumadan çalışmalara başlamamız gerekiyor.
Bu yazıyı daha geziyi tamamlamadan kaleme aldık. Kastamonu’nun Devrekâni ilçesinde bir akşamüstü bir önsöz niyetine kaleme almayı uygun bulduk. Bundan sonra ise gezdiğimiz yerlerden yazılar yazacağız.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere hoşça kalınız.