reklam
reklam
38,0274 %0.26
42,1059 %-0.18
3.806,78 % 0,26
82.535,39 %-2.42
AMASYA
00:00:00
Sahur vaktine kalan
Amasya
Hafif yağmur
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

KATLANAN USTA METRESİ

YAYINLAMA:

Sıcacık bir yuva, bütün dönemlerde insanlığın vazgeçilmez ihtiyaçlarının başında gelir.

Şayet barınabileceğiniz güvenli bir ortamınız yoksa yeterince huzurlu olduğunuz söylenemez. Her canlı hayatını idame ettirmek için öncelikle bir barınağa ihtiyacı vardır.

İnsanoğlu dünyaya geldiği günden beri, belli bir mekânı kendine yurt edinmiş ve kendini hemcinsleri ve diğer canlılardan korumak için bir barınak yaptırmıştır.

Günümüzde devasa boyutlarda apartman daireleri, eskiden ev olarak bilinirdi. Daha çok tek katlı ve sadece bir aileye aitti.

Her ev bir hane idi. Hane; sadece bir bina değil, içinde yaşanılan kişilerle birlikte alınmış ve anılmış bir isimdi.

İlk zamanlarda sadece dış dünyaya karşı bağlantının kesilmesi esastı. Bu hane halkı için güvenlik açısından gerekliydi.

Ne kadar basit olursa olsun ev yapmak kolay değildi. Onun da bir ustası vardı. Temelinden çatısına kadar birtakım hesaplamalar yapılmaktaydı.

Beton denilen ucube zuhur etmeden önce ahşap binalar yaygındı. Taş ve ağacın “sıcak” bir uyumu vardı.

Her köyde ev ustası bulunurdu. Kendine yardımcı aletleri bir çanta içinde taşır, gerektiğinde ihtiyaç duyduklarını kullanırlardı.

Alet çantası veya torbası içinde; testere, çekül (şakül), çekiç, tornavida, pense, rende ve buna benzer aletler bulunurdu.

Ancak bunların içinde en farklı olanı katlanabilir usta metresidir.

Bu metreler nedense hep sarı renkli ve bir metre uzunluğunda olurdu. Katlanarak 20 santim kadar kısalabilen, cepte taşınacak hale getirilen; ister taş ustası ister marangoz olsun her ustada mutlaka bulunan yardımcı bir gereçtir.

Her usta bu metreleri daha çok ihtiyaç çantasında değil de arka ceplerinde taşırlardı. Sanki usta olduklarının bir alametiydi.

Hem hafif oluşu, hem de yer kaplamaması katlanabilir metrelerin daimi olarak taşınmasını kolaylaştırıyordu.

Ustaların bu metre ile ölçü almaları tam bir merasimdi. Ani bir hareketle cebinden çıkarır, göz kararı kadar uzatır; ölçeceği yeri bir sağdan bir soldan ölçer, sonra biraz durup düşünür, aynı ölçü alma işini tekrarlar; bir sihirbazın el çabukluğunu andırır bir hareketle katlar ve arka cebine yerleştirir.

Katlanabilir metrenin diğer yardımcı aletlere göre bir imtiyazı vardı.

Aslına bakılırsa her ustanın işine yarayacak tek yardımcı odur.

Günümüzde ölçüler lazerli aletlerle yapılıyor. Artık o eski ustaların kendilerine has el çabukluklarına ihtiyaç duyulmuyor.

Zaten yapılan binalar da “hane” değil “ev” hükmü taşıyor.

Her ev hane değil maalesef. Evler mimari ve mühendislik taşıyan yapılardır. Hanelerin ise bir “ruhu” vardır. Evler belki kaloriferlerle ısınıyor ama haneler sobalar ve gönülle ısınan yapılardı. Biz haneleri kaybettikten sonra ev sayısı artı. Ve o andan itibaren gönül sıcaklığı da kayboldu.

Belki asıl kayıp, katlanabilir usta metresinin yerini lazer ölçücülerin aldığı an başladı.

Ne dersiniz?

Hanelerinizden gönül sıcaklığı eksik olmasın.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *