
GÜLMEK HERKESE ÇOK YAKIŞIYOR
Her faninin iki omuzu üstünde taşıdığı beş kiloluk kafası, insanların bedenlerinin kalori ve oksijen ihtiyacının yüzde yirmisine ihtiyaç duyar.
-
Kafasının içerisindeki beyin ise vücuda yaydığı acı sinyalini kendisi hiç hissetmez. Hiçbir insan ten kokusu da asla ve asla başka birisine benzemez.
-
İşin ilginç tarafı ise bütün insanlar mavi gözlü doğarlar. Elli iki tane kemikle de ayakta yürümeye başlarlar. İster inan ister inanmayın ama herhangi bir insan ömür boyunca yüzme havuzuna tükürse orası ağzına kadar tükürük ile dolar.
-
İki yüz tane kasın sayesinde yürünüyor. Bedenimizin en güçlü kası olarak da tabiki dilimiz gösteriliyor. İnsan kemiğinin ise çelikten daha dayanıklı olduğu da bilimsel olarak tam ispatlanıyor.
-
Sağ elini kullanan dokuz yıl fazla yaşıyor. Hayvanlar fiziksel insanlar ise duygusal acı çektikleri anda göz yaşı döküyor. Anlık ölüm denilen hapşırık ise yüz kilometre hızın da bir hava akımı oluşturup, binlerce bakteriyi kulağından tuttuğu gibi içimizden dışarı fırlatıp atıyor. Elli beşinden sonra vücudumuz genetik doku onarımından vaz geçiyor. Dna çöküşleri de işte bu yaşlar da söz konusu oluyor.
-
Hepimiz anamızın karnından başlayıp musalla taşına yatana kadar, iki yüz elli bin defa esniyoruz. Yüze kondurulan tatlı bir tebessüm var ya ya da canı gönülden gülümseme daha ötesi patlayan kahkaha, işte onların sayıları henüz hesaplanamıyor. Yaklaşık bir rakam da verilemiyor. Zaten bunlara akıl sır da ermiyor. Lafın kısası gülmek sana gülmek bana velhasıl kelam herkese çok yakışıyor. Hayata renk katıp ömür uzatıyor.