
ELİ KALEM TUTANLAR, YARİNE MEKTUP YAZAR
-Vakfıkebir’e doğru…
Karadeniz’in şirin ilçelerinden. Ekmeği sayesinde ülkenin her yerinde tanınıyor. Bir yerin, belli özelliğinden dolayı tanınması ne kadar güzel değil mi?
Vakfıkebir; Trabzon’un 18 ilçesinden biri. Günün her saatinde ufku seyrediyor. Çünkü bir tarafı Karadeniz’e sınır. Yani her an “derdini ummana dökme” şansı var. O da öyle yapıyor zaten.
Bütün komşuları Trabzon’un ilçeleri. Yani, etrafı güvende. Sınır ilçesi değil yani. Bakmayın siz onu arada kalmış gibi durduğuna. Doğusunda Çarşıbaşı, batısında Beşikdüzü. Güneyinde ise Tonya ile Düzköy. Kuzeyinin sınırı yok. Ufukla halleşiyor.
Şehrin ilk ismi “Fol.” Şehrin merkezine 45 km uzaklıkta bir nehirden geliyor bu isim. Ancak çok fazla tanınmıyor bu isim. Sadece araştıranların bildiği bir isim. Daha sonra “Büyükliman” olarak biliniyor.
Hatta türkülere de geçmiş bu isim. “Oy liman büyük liman” veya “Yol gider mi gider mi bizim büyük limana” diye bilinen türkü çok meşhur.
Büyükliman ismi, bir rivayete göre II. Gülbahar Hatun yani Yavuz Sultan Selim’in annesinin bir deniz fırtınası sonucu verildiği söyleniyor. Oğlunu ziyarete giden II. Gülbahar Hatun’un içinde bulunduğu gemi fırtınaya tutulunca; buradan sağ kurtulursa, buraları vakfedeceği söylentisi var. Bu arada I. Gülbahar Hatun ile karışıyor bu isim. I. Gülbahar Hatun Fatih Sultan Mehmet’in hanımı ve II. Bayazıt’ın annesi. I. Gülbahar Hatun 1492 senesinde vefat etmiş.
Sizi birisi gece yarısı bir sokağa bıraksa, kimseyle konuşmasanız dahi Karadeniz’in bir ilçesinde olduğunu anlarsınız. Aynı durum Ege ve Akdeniz için geçerli olmayabilir. Hatta Karadeniz’in batısı için bile aynı şeyleri söyleyemeyiz. Doğu Karadeniz hem coğrafi, hem mimari hem de sosyolojik olarak nev-i şahsına münhasır bir yer.
Vakfıkebir nüfus olarak da dikkat çekici dalgalanmalar olmuş. 1985-1990 yılları arasında nüfusu % 60 oranında azalan şehir, 2000-2007 arasında % 51 nispetinde azalmıştır. Bunun dışındaki azalma ve artmalar kayda değer değil.
Ekmeği ve külek peyniri tanınmışlık açısından biraz daha önde. Ülkenin diğer şehirlerinde de olduğu gibi plansız yapılaşma tarihle arasında bir perde meydana getirmiş. Burada kültür ile turizm çatışması daha uzun seneler birbirleriyle uğraşacak gibi. Kültür Bakanlığının müstakil bir bakanlık olması birçok şehrin tarihi değerlerini kaybolmasını önleyecektir. Yok, böyle olması daha uygun denirse; bizim de ona diyecek bir sözümüz yok!
Doğusunda Fener Burnu, batısında Zeytin Burnu ile karayel rüzgârına kendisini kısmen kapattığı için gemiciler için iyi bir sığınak olmuş bu sebeple “Büyükliman” ismini almıştır.
Bir Trabzon türküsünde; “Büyük liman içinde/ Pazar kurulur pazar/ Eli kalem tutanlar / Yârine mektup yazar” diyor.
Yine aynı türkünün başka bir yerinde ise; “ Büyük limanda Pazar/ Pazarın tellâlı var/ Gidip bulayım oni/ Belki yârumi arar.”
Fazla söze ne hacet. Bir yâr için bundan daha dokunaklı mısraları hangi şair söyleyebilir ki?
Biz yârimize kavuşmak için “tellâl” dâhil her şeyimizi seferber eden bir gönle sahibiz. Laf üzerine laf üretmek Karadenizli için hiç de zor değil.
İlçede Fol Deresi ve Kirazlı Deresi dışında başka önemli bir akarsuyu yoktur.
Vakfıkebir ilçesinin köy isimlerinde en dikkat çekici durum, köy isimlerinin ya insan ismi ya da bir unvan olması. İşte bazı köy isimleri: Çavuşlu, Caferli, Bahadırlı, Çelebi, Fethiye, Fevziye, Hacıköy, Hamzalı, Kemaliye, İlyaslı, İshaklı, Mahmutlu, Mısırlı, Rıdvanlı ve Sinanlı.
Yukarıdaki köylerin dışında olan köylerin tamamı özbeöz Türkçe isimler. Kirazlık, Demirci, Deregözü gibi.
Köy isimlerinden bile bir Türk yurdu olduğu belli olan bir şehir.
Şayet Vakfıkebir’de kaybettiğiniz bir şeyiniz varsa, gidip bir tellâl bulun. Yâr dâhil her şeyi ararlar.