
ÇAYLA SOHBETLER- 6
Aslına bakarsanız birçok şey gibi çay da şehir hayatına geçildikten sonra özelliğini kaybetti.
Eskiden akşam karamadan az önce evlerimize girer, bazı lüzumlu işlerden sonra kendi kedimizle kalırdık. Geceyi renklendiren tek şey misafir; misafirin en önemli özelliği ise muhabbetti.
Misafirin bu “muhabbet” ikramına karşı ev sahibi “çay” ile mukabele eder, sohbet daha da koyulaşırdı. Çok açık içilen çaylar dahi sohbete mani olamazdı.
Şehir hayatı “saat” ayarlıydı. Yatma, kalkma, kahvaltı, iş, seyahat, çalışma bir zamana bağlı. Hal böyle olunca “Vakit nakittir” sözü daha mühim bir hale geliyor.
Peki, şehirdekiler için çay, hayatın neresinde?
İşte bütün mesele bu!
Çayı hayatına nasıl sokarsın şimdi?
“İçmek veya içmemek...” Vaziyet epey müşkül yani.
Bu durumda adet yerini bulması veya nefis köreltmek kabilinden çaya benzeyen sıcak bir sıvıyı; mola, teneffüs ve dinlenme aralarında yemek borusundan salınca çalışmadığımızı anlıyoruz.
Kısmi dinlenme yani…
Eski mahiyetinde olmasa bile “çay”ın adı yetiyor.
Kim bilir molaların adı ondan “Çay molası”dır.
Biz de “mola” verelim biraz.
Çay bekletmeye gelmez.