
TAŞOVA KÖY PAZARI
Ülkemizin en güçlü ve önemli geleneklerinden beri semt pazarları veya köy pazarlarıdır.
Semt pazarları daha çok büyük illerde kurulu olup kurulduğu günüm adıyla anılır. Cuma pazarı, Perşembe pazarı gibi.
Köy pazarları ise daha çok Anadolu şehirlerinde olur. Özellikle ilçelerde kurulan pazarlarda özellikle o ilçede yetişen ürünler satılır.
İlçe pazarları sadece ekonomik yönden değil, sosyal, kültürel bir dayanışma ve etkileşme açısından da önemlidir. Uzak köylerden gelen alıcı ve satıcılar birbirleriyle tanışırlar, ahbap ve dost olurlar. Hatta bu tanışıklık ailelerin birleşmesine kadar varan bir bağa dönüşür zamanla.
Bazı özel vasıflı kişilerle tanışılır. Falan köyde bir ünlü doktor varmış, falan yerde bir sporcu ilçemizi ve ülkemizi tanıtmış, filan köyde bir şair, bir yazar ve bunun gibi tanınmış kişilerin varlığı Pazar yerinde konuşulan önemli mevzulardandır.
Bazı ilçeler her köyün bir otobüs durağı bulunur. Bu durak gizli bir lisanla “Ben de bir köye aitim ve adım da bu” der gibi bulunduğu yere anlam kazandırır.
Zaman içinde bu pazarların ya fiziki şartları ya da bulundukları yer vatandaşlara yeterli gelmez. İşte o zaman taşınma, yani hüzünlü bir yolculuk görünür.
Ben Taşova’ya üç defa geldim. Hepsinde de köy pazarlarını dolaştım. Vatandaşları takip ettim. Alışverişlerdeki pazarlıklara şahit oldum. Samimi muhabbetler gördüm. Hatta hiçbir şey almadan Pazar yerini gezenleri gördüm. Ünye’de ikamet eden bir Perşembeli olarak bana sadece simalar tanıdık gelmedi. Yoksa davranışlar aynıydı.
Taşova’ya son geldiğimde kapalı Pazar yerini temeli atılıyordu. Sonra basından duydum Pazar yeri faaliyete geçmiş. Bir an maziye gittim. Eski Pazar yerinde yaşananlar orada tatlı bir hatıra olarak kalacak. Hatta ileri zamanlarda eski Pazar hikâyeleri anlatan büyükler bu hikâyeleri torunlarına izah etmekte güçlük çekecek.
Ne demişler: “Kendi gitti adı kaldı yadigâr.”
İleride başka Pazar yeri hikayeleri anlatırız.
Bir an aklıma geldi ben de yazdım.