
ÇAYLA SOHBETLER -5-
Yalnızlığın giderilmesinde çayın önemini bilmeyen var mıdır? Varsa biraz daha yalnız kalacak demektir.
Çay içme isteği içimize doğduğu andan itibaren neler konuşacağımıza da karar vermiş sayılırız.
Öncelikle elimizdeki işimize son veririz. Kendimize ortak olacak başka şeyler ararız. İşte çay tam bu esnada devreye girer.
“Ben varım” der, “sana yarenlik edecek!”
Yani siz artık kendinizle baş başa değilsiniz.
Devreye; hatıralar, hayaller, fikirler, umutlar girer…
Bir de demlenmiş çay.
Su, ateş, demlik, bardak ve tabii ki çayın demlenmeden önceki ilk hali.
Her şeyin önceki hali sonrakine benzemez elbet.
Değişme bir başlamaya görün, sökün eder.
Daha su “fokurdarken” işin yolunda olduğu anlaşılır. Sonra demlenme sırası gelir. Bu süre içinde
beklemek sabırsızlığa sebep olsa da kısa sürer.
Hani çay “yatmış mı”, “çökmüş mü” diye demliğin ağzı açılıp bakıldığında bir koku gelir ya; insan mestolur o kokuyla. Çayın en keyifli tarafı o kokuyla bardağa kondurulan ilk busedir.
Gerisi mi?
Gerisi tekrardan ibaret…
Tekrarlayamadığımız onca şey var hayatımızda…
Biz çayımızla baş başa kalalım.
Birbirimize içimizi dökecek çok şeyimiz var aslında.
İçimizde kalmasın…