
YÜZYIL SONRASINDA YİNE AYNI RÜYADALAR
El Ahval, En Nasır, El Sebat ve Zahletü-l Günah isimli gazete çıkarttılar. Çeşitli özel okullar açtılar, hastanelere el attılar. Satın aldıkları adamları ile Lazkiye çevresinde Alevi, Cebel-i Durz’de Dürzi, Şam mıntıkasında Şam, Halep bölgesinde ise Halep adlı üç tane ayrı devlet kurdular.
-
Kar beyaz ve Kom köylerinden Hasan ile Rifat isimli iki vatandaşı kurşuna dizdikten sonra kafalarını taşlarla ezerek kuyuya attılar. Vukuf köyünde ise İbrahim adlı kişiyle birlikte iki evladını evlerinin avlusunda ateş yakıp diri diri içine attılar.
-
El Melihha ve Cisrin ile Guta köylerini yerle bir ederek haritadan sildiler. Cermana köyünü ise bütün kadınların ırzına geçtikten sonra ateşe verip, her bir şeyi cayır cayır yaktılar.
-
Yüzbaşı Collet denilen vicdansız adam, Mürevved’in cesedini Şam'daki Hicaz tren istasyonundan,
Merç alanına kadar yerlerde sürükleterek, meydanın tam ortasına kurduğu darağacında astırdı. Dahası cansız bedenine kurşun yağmuru yağdırıldı.
-
Yüz yıl önce Osmanlının Şam vilayetini yani şimdiki Suriye ile bu günkü adıyla Lübnan’ı işgal eden zalim Fransızlar tüy ürperten caniliklere Afrika ülkelerinde de devam ettiler. Cezayir'de bir buçuk milyon insanı resmen katlederek, soykırım suçu işlediler.
-
Böyle bir sicile sahip olanlar yani Fransızlar, yüzyıl sonrasında yine aynı rüyalarla Suriye’nin kuzeyinde film çevirmeye kalktılar. Çimento torbalarının içine bile gizlenip kirli planlarını icra etmeye kalktılar.
-
Bu keneye, bu sülüğe, bu emperyal tilkiye artık o eski çamların bardak olduğu gösterildi. Tüm oyunların bittiği söylendi. Bu ders yetmedi mavi vatanda yani gönül coğrafyamızda bize efelenmeye
yeltendi. Doğu Akdenizin polisi, yani kaptan-ı deryaların torunları da ona dersini verdi. Hınçla Kafkasya’ya yöneldi. Suşa önlerinden it gibi kovalanışını ise tüm dünya izledi.