
CÜMLEYE NEDEN DOĞRUYU SÖYLEMEK GEREKİRSE DİYE BAŞLANIR Kİ!
“Şu ‘NASILSIN?’ sorusuna, yalandan ‘İYİYİM’ demekten çarpılacağız bir gün” demiş birileri.
Ne kadar doğru bir tespit..
Belki kibarlıktan, belki alışkanlıktan dolayı söylenen bir yalandır bu…
Hatta, “Doğrusunu söylemek gerekirse.” diye başlayan cümlelerimiz vardır bizim.
Bilirsiniz…
Yani, dediklerimin çoğu palavra, ama bak bu kez doğru” mealinde.
Niye yalan söylenir ki!…
Çünkü ortalık yerde, “Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar” gibi bir gerçek vardır da ondan…
Ancak, yalan söylemek, bir alışkanlık haline gelirse, o zaman sıkıntı büyüktür değerli arkadaşlarım.
Yani, şunu demek istiyorum.
“Bir kez yalanını yakaladığın birinin, daha sonra, bin doğrusunu sorgularsın.”
İşin buralara gelmesi hoş değil.
Vahim bir durum tabi ki…
Aslında hepimiz, öyle ya da böyle küçük masum yalanlar söyleriz günlük yaşam içinde.
Burası gerçek.
Hiç kimse demesin ki, ben hiç yalan söylemem..
Bu anlamda, Josef Bruer adlı birinin dedikleri çok önemlidir
“Yaşam, doğru cevapları olmayan bir dizi sınavdan ibarettir.”
Büyük mütefekkir Mevlana Hazretleri, yalanı daha bir farklı yorumlamış ve bir kelamında da buyurmuşlardır ki, “Ayranın içinde yağ nasıl gizliyse, doğruluk cevherinde de yalan, öylesine gizlidir.”
Yalanlar, en çok sevdalar, aşklar yaşanırken söylenir.
İnanın doğru söylüyorum…
(Niyeyse, kendimi inandırasım geldi.)
Örnek mi? Buyurun.
– Sensiz yaşayamam… (Yalan, bal gibi de yaşanır.)
– Senin için canımı veririm. (Bu da yalan. Kimse kimse için canını vermez.)
– Sen benim ilk ve son aşkımsın. (Yalan diye yemin bile edilebilir)
– Ölürüm de senden ayrılmam…(Ufak at da civcivler yesin. Bir yanlışını gör de öyle konuş. Bakalım aynı şeyleri söyleyecek misin?)
– Ellerin bu ellerimden, gözlerin de gözlerimden bir an için bile olsa hiç ayrılmayacak sevgilim, inan. (Bu da kocaman bir yalan…(Ne yani, bir ömür boyu göz göze mi duracaksın, ya da el ele.. Hiç mi yemek yemeyecek, hiç mi duşa girmeyeceksin.)
Bunlar latife de olsa, gerçek…
Yalana dair bugünkü yazımızı, biraz gerçek, biraz da ironik bir kelamla bitirmek isterim.
Büyük şairlerden Özdemir Asaf’a ait bu söz…
Üstelik Levent Yüksel’i doğrularcasına…
Diyor ki Asaf: “BİZ SADECE ALLAH’A İNANDIK…GERİSİ İNANILACAK GİBİ DEĞİL!…”
Yalanlardan arınmış, gerçek bir yaşam ve güzel günler dilerim hepinize.
Hoşça kalın, sağlıcakla kalın her daim.