
AKREPLER
Baharı çok severler. Nemli yerlerden ise hiç ayrılmak istemezler. Çünkü o yerde kendilerini cennette zannederler. Kalkık kuyrukta zehirli iğne taşıyan bu tehlikeli ve sevimsiz eklembacaklılar.
Bir çift göze ilaveten beşi küçük gözcüğe de sahip olsalar da asla ve asla o dokunma duyularının yerini alamazlar.
-
Yer yüzünde bin yedi yüz elli üç türü olan bu sekiz bacaklıların, Türkiye'de ise on bir çeşit cinsinden yirmi üçü yaşıyor.
-
Öğle sıcağında yatan akrepler, kayalıkların içini, çalılıkların diplerini, ağaç kovuklarını seviyor. Hatta arazide kaldırılan bir taşın altındaysa, keyfini bozana git başımdan hemşerim, beni Azrail’in yapma diyor.
-
Çelik zırhlarla kaplanmış bir tank gibiler. Derin dondurucu da yirmi dört su altında ise kırk sekiz saat kalmaktalar. Ve dahası aç karınlarıyla üç yıl, yaşamaktalar. Kanının bir litresi on milyon dolar rakamıyla satılmakta olan, bu eklembacaklıların çok etkili zehirlerinden, antinükleer aşı üretilmekte.
ve bu aşı sayesinde de atom bombasının yol açtığı tüm yaraların hücreleri kendini tekrar yenilemektedir.
-
Kar yağışlı bölgeler hariç, her yerde görülürler. Kaygan zeminlerden de doğuştan nefret eder, gece gezmeyi ise çok severler. Akrepler, tarçın kokusundan hiç hazzetmezler. Mavi renkten ürkerler. Kırkayak örümcek kene benzeri böceklerle beraber kertenkele kurbağa fare ve küçük yılanı yerler.
-
Akrepler genelde yirmi mevsim yaşarlar. Sarı renkli olanları da genellikle zehirli çıkarlar. İnsanlarla pek işleri olmayan bu beyaz kanlı canlıların istenmeden üstüne bastığınızda yada korktuklarında, insanlara saldırırlar. Akreplerin kitaplarında teslim olmak yazmadığı için çok çaresiz kaldıklarında yani son seçenekte ise kendi kendilerini sokarlar.