
AMADEUS MOZART
Fransa ile İngiltere’nin bir vadi yüzünden yedi yıl savaştığı tarihte Salzburg'da dünyaya geldi. Çocuğun babasına göre doğum Tanrı'nın lütfu yani bir mucizesiydi.
-
Beş yaşında enstrüman kullanabilen mucize çocuk, gençlik çağında saray müzisyeniydi. Aldığı rüzgarın gücüyle fırtına gibi esen ünlü besteci büyük hayran kitlesine erişince adı müzik dünyasında ilke yerleşti.
Dinleyici rekoru kıran konserler turunu hiç hesapta olmayan Paris Antlaşması durdurdu. Savaş yüzünden çıkan ekonomik krizlerin Fransız devrimine kadar uzaması ise besteciyi çok kötü vurdu.
-
İktisadi buhranlar yetmezmiş gibi beste hasılatları da hayal kırıklığına uğratınca konserlerin hepsi iptal edildi. Güvendiği tüm dağlarına bir bir karlar yağarken arkadaşları da onu terk etti.
Koca şehirde yapayalnız kalan bestekar, babasını da kaybedince verem hastalığına yakalandı. Dört yıl borç içinde debelenirken bir yandan da illet hastalığın pençesinde kıvranan Mozart, yaş otuz beşe bastığında da hayata veda etti.
-
Aklın duygusal ritminde notaları ahenk içinde dans ettiren Wolfgang Amadeus Mozart’ın şu son sözü çektiği acıların sanki bir özeti gibiydi. Dilimde ölümün tadını hissediyorum.
Talihsiz bestecinin cenazesine gelen altı kişi yağan yağmurun nedeniyle mezarlığa biraz geç geciktiğinde Mozart'ın oradaki görevlilerce kimsesizler mezarlığına defnedildiğini öğrendi.
Mezar yeri bile bilinmeyen dünyanın en iyi, en ünlü bestecisinin kısa ömrüne sığdırdığı, altı yüz yirmi altı eserden birsi olan mehter marşından esinlenerek yaptığı alla turca adlı senfonisine de Türk marşı denmektedir.