
YA GÖRÜNMEYEN ALEMLER?
Küçüğün küçüğünden, büyüğünde büyüğü yani en büyük evrene kadar kainatta on sekiz bin alem yer alıyor. Bunların içinde de binbir mahlûkat yaşıyor.
-
Aşkın çeşmesi gönüllerin sultanı Mevlana Rumi hazretleri, lahuti alemin mutlak olduğunu, rahmaniyetin dördüncü kademesinde yani ceberut yani şahadet aleminde ise rabbin esmalarının tecelli ettiğini yazıyordu.
-
Rüya ve mana ile ahiret alemine bir başka deyim ile yedi kat göğün üstündeki melekut alemine dikkatlerimizi çeken mevlana hazretleri, uzaydaki gezegenlerin galaksilerin güneşin ayın atmosferin toprak ile suyun, otun bitin velhasıl kelam tüm börtü böceğinde içinde yaşamakta olduğu on sekiz alem bulunduğunu, bu alemlerin her bir tanesinin de kendi içinde biner tane alemlerinin var olduğunu mesnevisinde belirtiyordu.
-
tasavvufi bakışa göre de, Fatiha süresindeki Rabi’l alemin ifadesinin tefsirinde kainata alem-i Ekber,
İnsana ise alem-i asgar denilmekte. Kuvve-i hayaliyemiz de âlem-i misale, levh-i mahfuza da hafızalarımız götürmekte.
-
idrak edebildiğimiz sadece ve sadece bu görünen alemler. Ya görünmeyen alemler? Onlarda ilahi sır olarak intikal ediyor. Âlem-i ziya, alem-i hava, alem-i hararet, alem-i kehriba, alem-i cezb yani görünmeyen yani gözle görülmesi imkansız alemlerdir. Yaşarken göremediğimiz bu âlemleri can bedeni terk ettikten sonra baki olan gözümüz açıldığı anda görebileceğiz. Berzah âlemi denilen gayb
Alemiyle, cennet ile cehennemin bulunduğu ahiretle yüzleşeceğiz.