
BUYURUN TÜRK SPORUN CENAZE NAMAZINA!
TUİK’in verilerine göre 2020 yılı nüfus sayımında Türkiye’nin genç nüfusunun 13 milyona yakın olduğu açıklandı.
Yine açıklanan verilere göre Türkiye nüfusunun yüzde 15,4’ünü 15-24 yaş gurubundaki gençler oluşturuyor.
Yani her yıl gittikçe azalan bir genç nüfusa sahip olsak da bu oran bile dünyada sayılı ülkeler arasına girmemize yetiyor da artıyor bile.
13 milyon genç nüfusa sahip bir ülkede maalesef üzülerek ifade etmemiz gerekiyor ki, spor can çekişiyor. Hatta musalla taşına yatırılmış da defnedilmeyi bekliyor.
Bu yıl içerisinde önce futbolda bir Avrupa Şampiyonası yaşadık. Yarı finalleri, hatta final oynarsak şaşırmayalım dediğimiz A milli takımımız puan bile alamadan evine döndü.
Oynayan oyuncularımıza bir dikkat edelim…
Kafilede bulunan 26 futbolcudan 16’sı Avrupa’da futbol hayatını sürdüren futbolcularımızdan oluşuyor...
Kulüplerindeki performansının yüzde 50’sini bile sahaya yansıtamayan, aklında fikrinde transferleri, kulüplerinin kampları olan bu futbolcularla sahaya çıktık ve hayallerle gerçeklerin aynı olmadığını bir kez daha gördük…
Gelelim geçtiğimiz gün başlayan Tokyo Olimpiyatlarına…
Bundan 15-20 yıl öncesine baktığımızda Olimpiyatlar denilince aklımıza kesin güreş ve halter geliyordu…
Yani bu iki branşta madalyaya kesin gözüyle bakıyor, diğer branşlara tabiri caizse Fransız kalıyorduk…
Ama öz be öz Türk sporculardı… Bir madalya da olsa Türkiye’yi ayağa kaldırmayı başarabilen, içimizden, aynı ruhu taşıyan sporcular yani…
Gelelim devam eden Tokyo Olimpiyatlarına…
Hemen hemen her branşta bizde varız dedik…
Dedik ama ‘biz’ mi sadece ‘ismimiz’ mi anlamadım…
Türkiye adına katılan 100’ün üzerinde sporcu var…
Dikkat edelim, tamamı Türk diyemiyorum, Türkiye adına katılan diyorum…
Yani adı üzerinde ‘Milli’ formamızı, sonradan ‘Milli’ olan gençlere emanet etmek zorunda kalmışız.
Daha Türkçe’yi dahi düzgün konuşamayan, dediği anlaşılamayan, tabiri caizse bir de tercüman gereken ‘Milli’ sporcularımızdan bizlere gurur yaşatmalarını bekliyoruz.
Peki bu kadar genç nüfusa sahip, tesisleşmelerle gurur duyduğumuz ülkemizde spor branşlarındaki bu tepe taklak gidişin sebebi ne?
Futbol takımlarında adeta yerli oyuncu arar duruma geldiğimiz, Olimpiyatlarda sadece formasından tanıyabildiğimiz (hepsi için değil tabiki) sporcularla Türk sporunun nereye gitmesini hedefliyoruz? Üzerine giydiği formanın ağırlığını ve değerini benimsememiş, o formadan çok kendi geleceğini düşünen isimleri gördükçe bu tesisleşmelerle neden gurur duyuyoruz onu da merak etmiyor değilim.
Milyon dolarların telaffuz edildiği, ancak alt yapı diye tabir edilen asıl paranın harcanması gereken yerlerde de bir forma yaptırabilmek için kapı kapı gezildiği Türkiyemiz’deki sporun geleceğini düşünmek için çooook geç kaldığımızın da altını çizmeden geçemeyeceğim.
Futbolun lokomotifi olarak adlandırılan dört büyük kulübün milyonlarca taraftarı 2000’li yıllara kadar takım kadrolarını gözü kapalı sayarken, şimdi ismini dahi telaffuz edemedikleri oyuncularla kendilerini teselli etmeye çalıştıklarını gördükçe ve bu kulüplerin milyon dolarları adeta sokağa döktüklerini de bildikçe, Altınordu gibi bir kulübün iyice muhafaza altına alınıp düzene uymasından korumak için müzeye kaldırmanın bundan sonraki geleceğimiz açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Evet musalla taşında yatan; futboluyla, olimpiyatlara sadece 2 sporcuyla katıldığımız halteriyle, judosu, güreşiyle Türk sporunun mezara girmeden bir an önce kedine getirecek, radikal kararlara imzalar atabilecek federasyon başkanlarını görmenin umuduyla…
Yazımın sonunda yerellerde hayatlarını sürdüren spor kulübü yönetici ve eğitmenlere de bir tavsiyede bulunmak istiyorum;
Lütfen sizlere güvenip spor yapmaya gelen çocuklarımıza, sadece sağlık yönünü anlatın… İlerisi için büyük hayaller kurdurmayın… Çünkü olmayacak duaya amin dedirtirseniz, geleceğimizin hayallerini yıkmış olursunuz…