Saadet Partisi Merzifon İlçe Başkanı Ahmet Şahin, ekonominin sosyal bilimlerden sayılan bir disiplin ve bir ilim dalı olduğunu belirtti.
Şartlara ve zamana göre değişmeyen gerçekler var olduğunu aktaran Şahin, “Fert ve toplumun saadetini hedefleyen bir ekonomik düzen; fayda-zarar, adalet-zulüm, helal-haram, iktisat-israf esaslarına itibar eder. Gerçek şudur ki; faizi, haram kazancı, haksız vergi düzenini, israfı, üretimsizliği meşru gören bir ekonomi, yıkım ekonomisidir. Teorisi ve pratiğiyle bugün dünyada ve Türkiye’de uygulanan kapitalist ekonomik düzen ve uygulamasının her yönüyle ilme ve fert ve toplumun yararına uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu kapitalist ekonomik düzeni Batı dünyası; sahip olduğu sömürgecilik karakterine uygun olarak bir ezen ve ezilen düzeni olarak kurmuştur. Bu kapitalist yıkım ekonomisini yürüten bütün iktidarlar, hangi kadro eliyle olursa olsun, şuurlu bir şekilde devleti ve özel sektörü, sanayileşmeden, üretimden, tarım ve hayvancılıktan uzaklaştırmıştır.”dedi.
“ Yirmi yıllık iktidarında AK Parti, kapitalist ekonomik düzeni tavizsiz yürüttüğü için Türkiye, büyük bir ekonomik yıkıma maruz kalmıştır.”ifadesinde bulunan Şahin, şu görüşlere yer verdi:
AK Parti iktidarında Seka kapatılmış, Türkiye’nin kâğıt üretimi durdurulmuştur. SÜMERBANK kapatılmış, Türkiye’nin kumaş ve bez üretimi durdurulmuştur. Süt ve Et-Balık Kurumları etkisiz hale getirilmiş, tarım ve hayvancılık bundan büyük zarar görmüştür. Azot fabrikaları elden çıkarılmış, Türkiye, gübre üretemez hale gelmiştir. Teksan, Gerkonsan gibi fabrika kuran fabrikalar, Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne ait limanlar, elden çıkarılmıştır. Eti Bakır, Eti Krom, Eti Gümüş, Eti Elektrometalurji, Bakır İşletmeleri ve Şeker Fabrikaları satılmıştır. Doğalgaz dağıtım şirketleri Esgaz Ve Bursagaz, Tümosan, Türk Telekom, Tüpraş ve Petkim de satılmıştır. Türkiye’nin bütün stratejik ve milli kurumlarının tamamı satılmıştır. Niçin? Erbakan Hoca’mızın önderliğinde Millî Görüş’ün iktidar ortağı olduğu dönemlerde kurduğu fabrikalar yok edilmiştir. Erbakan Hoca’mızın ilk kurduğu Gümüş Motor; Pancar Motor 2011 yılında susturulmuş, yerine Millet Bahçesi yapılacakmış. Yine 2011 yılında Hıfzıssıhha Enstitüsü kapatılmış, Türkiye’nin aşı üretim altyapısı tahrip edilmiştir. Niçin? Kimse saflık numarası, hamaset yaparak, işi sağa sola çekmesin. Türkiye’de yaşanan manevi ve ahlaki yozlaşma, ekonomik yıkım, dış politika faciası, öylesine bir gafletin ve beceriksizliğin ürünü değil, şuurlu, planlı ve programlı bir işbirlikçilik yönelişinin sonucudur. Türkiye’de bir “olmak veya olmamak” mücadelesi yapılacaksa, bu mücadele; bu işbirlikçi zihniyete ve kadrolarına karşı yapılmalıdır. Koca çınar, içindeki kurtlar tarafından kemiriliyor.
EKONOMİK HAYAT
Ekonomik hayat; insanoğlunun yaşaması için zorunlu alanlardan birisidir ve bu hayat doğal ve ilahi bir yapıya sahiptir. Her türlü suni ve yapay davranışlar ve dış müdahaleler, ona fayda yerine zarar verir. Dünyada doğal bir düzen vardır. Bu doğal düzenin kurucusu, dünyayı yaratan kuvvet ve kudrettir. Allah’ın kurduğu bu adil düzen, insanların haddi aşarak kurdukları zulüm düzenlerine benzemez, onlarla mukayese edilemeyecek mükemmel düzenlerdir. Fert ve toplum için Adil Düzen’den başka faydalı, ilme uygun başka bir düzen yoktur. Dış güçler diye tanımlanan emperyalist Batı, kurdukları yenidünya sömürü düzeni için uygun bir insan tipi yanında materyalist bir din, kuvveti üstün tutan bir hukuk ve devlet anlayışını da telkin ve teklif etmektedirler. Bu zalim ve cahil hareketin önemli öncülerinden Calvin’in; faizin meşru ekonomik bir araç olduğu fetvası ile birlikte, vahşi kapitalizmin temelleri atılmıştır. İşte AK Parti’nin yürüttüğü düzen Calvin’in temellerini attığı bu kapitalist düzendir. Bu düzende insan, Allah’ın yarattığı eşrefi mahlûkat olarak değil, ekonomik insan olarak görülür. Bu anlayış değişikliği insanlık için başlı başına bir krizdir. İnsanın dini, ahlaki, ilmi, toplumsal, idari, siyasi, iktisadi ve ailevi yönleri bütünlük ifade eder. Bunların yok sayılması veya parçalı hale getirilmesi insana yapılmış büyük bir kötülüktür. İnsan fıtratının gerektirdiği bütün ilimler ve onun sahip olduğu doğru inançlar birbirinden ayrı ve çelişir değildir. Ekonomik hayat da, bu bütünlük içinde ele alınır ve düzene konulur. İnsana ve malına hürmet etmeyen bütün ekonomik düzenler kriz üretir.
TEK ÇARE
Millî Görüş; İslam’ca düşünenlerin ve çözüm üretenlerin görüşüdür. Millî Görüş’ün temelinde sevgi, şefkat ve merhamet vardır. Bütün insanlığın saadet bulması, adalet ve refah içinde yaşaması için Millî Görüş’ün teklifi Adil Düzen’dir. Bu düzenin önemli ayaklarından birisi de hiç şüphesiz Adil Ekonomik Düzen’dir. Bu düzende insana saygı vardır. Onun malı, canı gibi dokunulmazdır, saygındır. Adil Ekonomik Düzen, faizi bir ekonomik değer olarak değil zulüm olarak görür. Emek ve üretim, bütün unsurları ile birlikte koruma altındadır. Çünkü adil düzenin temel referansı, Hakk’ın hak anlayışıdır. Peygamberimiz, “O, insanın malının hürmeti; dokunulmazlığı, onun kanının hürmeti; dokunulmazlığı gibidir” buyurmuştur. Bu; adil düzen için önemli bir esastır. Adil Düzen; kapitalizm ve diğer düzenlerden farklı olarak, ticareti ve kârı helal, faizi, haksız kazancı, israfı haram kabul eder. Adil Düzen; üretim-tüketim, tasarruf-yatırım, ithalat-ihracat, mübadele, tedavül, emek ve sermaye dengesini gözetirken vergide ise üretim, ticaret ve toprakta planlama prensibini getirmiştir. Adil düzende devletin görevi; ölçüyü ve tartıyı korumaktır. Ölçü; paradır, tartı ise, gramaj ve kalitedir. Alım gücünü düşüren her türlü etkinlik zulümdür ve milletin emeğini gasp etmektir. Paranın değeri, üretimle korunur. Tartı; gramaj ve kalite ise ahlak ve maneviyat ile korunur. “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya” için tek çare Millî Görüş’tür, Adil Düzen’dir. Başkası ise aldatma ve aldanmadır. Selam hidayete tabi olanlara.”