Emek Partisi Merzifon İlçe Örgütü tarafından yapılan basın açıklamasında, “Ormanlarımız, ciğerlerimiz yanıyor. Uçan sarayların, halka çay atanların, betona ve ranta yatırım yapanların iktidarına artık yeter” denildi.
Türkiye’de orman alanı yangınlarının hep olduğu ancak mücadele planı olmadığı belirtilen açıklamanın devamında; “Ormanlarımız cayır cayır yandı, ne yazık ki ülkenin akciğerleri yanmaya devam ediyor. Yangın kontrol altına alınamıyor. 23 milyon hektarlık ormanlık alanı bulunan ülkemizde yangın hep var ama mücadele planı yok. Çünkü ne orman yangınları için önlem, acil durum ve kriz yönetimi ne de yangınları söndürmeye dönük yeterli ekipman, personel var.
AKP’li tarım ve orman bakanı gayet rahat bir şekilde “Bizim envanterimizde yangın söndürme uçağı yok” diyebiliyor. Erdoğan, iktidarın sorumluluğunu gizleyerek belediyeleri suçluyor. Ormanlarımız, canımız, doğal varlıklarımız üç tane kiralık yangın söndürme uçağına emanet edildi! Erdoğan iktidarı sadece şeker fabrikalarını, TEKEL’i değil yangın söndürme faaliyetini de özelleştirdi. Yangın söndürme işi Orman Genel Müdürlüğü ve Tarım Bakanlığının asli göreviyken ihale üzerinden ucuz teklif kiminse ona verildi.
Soruyoruz: Canımızı, ciğerimizi, bağımızı, bahçemizi bize nefes aldıran ormanlarımızı korumak, ihale edilecek bir iş midir? Hükümet ve tarım bakanlığı orman yangınlarını söndürmek için uçak ve helikopter dahil araç, gereç, malzeme ve ekipman bulundurmayacaksa başka ne iş yapacak?
Ülkenin yaşadığı felaket AKP iktidarının 19 yılda ülkeyi ne hale getirdiğinin resmidir! İtfaiye gücünün zayıflatılmasından, THK’nın etkisizleştirilmesine kadar tek adam yönetimi doğayı ve toplumu koruyacak bütün savunma kalkanlarını uyguladığı politikalarla bir bir perişan etmiştir. Bu memleket, bu halk artık tek adam yönetiminden kurtulmalıdır!
Daha yangınının ikinci gününde evi yanan köylüyü “TOKİ eliyle ev yapacağız” diyerek krediyle borçlandırmanın hesabını yapıyorlar. “Evleri TOKİ yapacak” diye reklam ediyorlar ama köylüyü de kredi borçlanmasına razı etmeye çalışıyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Manavgat Kalemler köyünde evi yananlara “2 yıl geri ödemesiz kredi kullanıp iki yıl sonra kira öder gibi 500- 500 ödeyeceksiniz” diyor.
Erdoğan AKP’si, evi, traktörü yanan köylüye yardım değil, adeta TOKİ’ye iş bağlama derdinde. Yetmiyor, halkın acıları yok sayılarak insanların kafasına çay atılıyor! Halkımız bunları unutmamalı, bu iktidara gereken cevabı vermelidir.
“İtibardan tasarruf olmaz” diyerek saraylar yapan Erdoğan iktidarı Cumhurbaşkanlığına 8, Genelkurmayı, Bakanları vs derken toplam 13 uçak aldı. Ama orman yangınlarına bir damla su dökecek yangın söndürme uçağı yok! İtibarı sarayda, gösterişte, lüks ve şatafatta arayanlar yangında halkın can ve mal güvenliğini umursamıyor bile! Uçan saraylar elbette yanan ormanlara, evlere, hayvanların üzerine bir damla su dökemiyor!
Sorumlular Hesap Versin!
Hükümet yangından mal kaçırır gibi yeni imar değişikliklerine gidiyor, kurumsal yetkiler el değiştiriyor. Küle dönmüş ormanlık alanlarda yine beton yapılar mı yükselecek? Elbette bunu halkın örgütlü tepkisi belirleyecek.
Emek Partisi olarak şu acil talepler etrafında halkımızı ses yükseltmeye çağırıyoruz:
Yangın bölgelerinde halkın barınma, sağlık, temizlik ve temel gıda ihtiyaçları acilen karşılanmalıdır,
Yangından zarar gören köylüler başta olmak üzere halkın zararı sigorta vs şartı aranmaksızın devlet tarafından karşılanmalıdır,
Çiftçilerin bankalar ve Tarım Kredi Kooperatifine olan borçları silinmelidir,
Orman yangınlarına karşı yerde ve havda gerçek anlamda yangın söndürme gücü oluşturulmalıdır, yanan bölgelerin imara açılması yasaklanması, açanlara ağır yaptırımlar getirilmelidir.
Yangınları önleme ve söndürme konusunda ihmali bulunanlar Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli ve AKP Genel Başkanı Erdoğan hesap vermelidir. İhmalde sorumluluğu bulunanlar, ranta karışanlar istifa etmeli ya da derhal görevden alınmalıdır.
DÜNYAMIZIN GELECEĞİ İÇİN KAPİTALİZMDEN KURTULMAK ŞART!
Dünya, iklim değişikliğinin ağır sonuçlarını yaşıyor. Bir yanda fırtınalar, seller diğer yanda kuraklığa bağlı tarım üretiminin düşmesi ve yanan ormanlar. Amerika’dan Kanada’ya, Yunanistan’dan İspanya’ya, Sibirya’dan Lübnan’a dünya genelinde 40’ın üzerinde ülke yangınla boğuşuyor.
Sermayedarların kar hırsına kurban edilerek talan edilen doğa, tahrip edilen çevre ve yetersiz koruma önlemleri nedeniyle sonuç hep yıkım oluyor. En çok zararı görenler işçiler, emekçiler, üretici köylüler yani yoksul sınıflar oluyor.
Kapitalizm koşullarında “sürdürülebilir çevre” propagandası koca bir yalandan ibarettir. “Daha yeşil bir kapitalizm” diye bir şey de yoktur! Çünkü zengin sınıfların çıkarlarını esas alan kapitalizm sürekli bir biçimde yıkım üretir. Kapitalist emperyalizm dünya ve canlılar için bir felaketler sistemidir. Orman yangınları, seller ve depremlerde yaşadığımız manzara da bu nedenledir.
Partimiz işçileri, köylüleri ve bütün emekçileri sermayenin sömürü düzeni olan kapitalizme son vermek için eşitlik, özgürlük ve sosyalizm mücadelesine çağırmaktadır” ifadelerine yer verildi.