Saadet Partisi Amasya İl Başkanı Ahmet Necati Cevher’in hayatını kaybetmesinin ardından Merzifon İlçe Başkanı Ahmet Şahin kendisiyle ilgili duygu ve düşüncelerini paylaştı.
Merhum Ahmet Necati Cevher’in karakter abidesi ve dava adamı olduğunu söyleyen Saadet Partisi Merzifon İlçe Başkanı Ahmet Şahin, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
1999 yılda emekli olduktan sonra Amasya bölgesinde tanıdığım nadir insanların ilklerinden biriydi. Adeta asrımızın yaşayan Mücahidi, Peygamberimizin ve sahabe izini sürüyor, kokusunu vermeye gayret ediyordu.
Cevher abi adeta devrini şaşırmış bir sahabe gibi hakikat uğruna hiç çekinmeden hayatını verecek duygu ve düşüncenin insanı, hayatını hakikate adamış, hakikate sevdalı bir Mücahid’di.
Hayal ile işi yoktu. Gerçeği söylemesi için sözü ok gibi görülsede hakikati mutlaka karşısındakini kırmamaya azami dikkat göstererek olabildiğince nazikçe söylemeyi başarırdı.
1999 yılından beri tanıdığım süreçte onu hiç her hangi bir kişiye karşı zillet gösterdiğini ne gördüm, nede duydum. Elif gibi bir şahsiyetti.
Onun bütün çabası, gayreti; Allah’ın en sevdiği emek olan, mazluma olduğu gibi ZALİME de doğruyu söylemekti. Bunun cahdı ve azmi ile yaşamasıydı.
Bir defasında bir şey anlatıyordu; ben gayri ihtiyari; gerçek mi abi deyiverdim. Bana karşı birden ciddi bir bakış la; “bana bir daha böyle soru sorma. Ben asla yalan söylemem” deyiverdi.!
Dostluğuna çok güvenilirdi. Vefasızlık onun nazarında en büyük namertti.!
Cevher abim çok müsamahakardı.
Ancak dini, imanı, davasıyla alakalı mevzuda asla müsamaha göstermez anında tavrını koyar gereğini yapardı.‼
Söz onun için çok önemliydi. Sözünün sahibiydi. Karşıdakininde sözüne değer verirdi. Söz başka yerden ağızdan, gaz çıkarmak başka yerden anüsten çıkar bunun iyi bilinmesi gerekir derdi. Kendisi sözünün eriydi.
Cevher abim parayı bilmiyor, parayla işi olmuyordu. Belkide çoğu zaman cebinde para bile bunamıyordu ama onun para hiç derdi olmuyordu. Parasal bir meseleyi hiçbir zaman konuşmuyordu. Sanki insanların parasız dönemlerde yaşadığı gibi yaşıyordu…‼
Emanet edilebilecek karekterde emanete ihanet etmeyecek gereğini icra edecek bir şahsiyetti. Allah ondan razı olsun İnşaallah..!
İnsanın ahlak ve maneviyatını yükseltip yücelten ne vicdandır, ne İrfandır; ahlak ve faziletin kaynağı Allah korkusundandır…!
Kuran ve sünnetten akıp ilhamı; asrımızın insanlarına anlatıp yaşamalı ve yaşatmalıyız İslamı Kuranı İnşaallah derdi…!
O bir dava adamıydı; gecelerin zahidi, gündüzlerin Mücahidi idi adeta.
Gittiği her yere, konuştuğu her sözüne rengini veren bir kişilikti.
Allah ondan ve onun o şahsiyet olmasına vesile ve kaynak olanlardan razı olsun.
Hiç bir zaman asla karamsar bir tablo çizmezdi. Her zaman Pozitifti, aksiyonu severdi. Düşen yapraktan değil, tomurcuklardan, açan çiçeklerden, güllerden konuşmayı, anlatmayı, yaşamayı ve yaşatmayı severdi…!
İdareciydi ve aynı zamanda gönüllü jokerdi.
Her türlü zorluğu güneşin karı, buzu erittiği gibi eritmeyi başarırdı…
Görev şuurunun her daim zirvesindeydi.
O sütçü beygiri değil, Arap atıydı arap atı…!
Görevden kaçmaz, hiç dünyalık ve akçeli iş hesabı yapmaz, sadece Allah’ın rızasına odaklanırdı.!
O cıvıl cıvıl yaşama azmiyle dop doluydu. Yaşama azmi islama ve İslam davasına hizmet içindi.
Lafta dava adamı değil, davası için canla başla takatinin sonuna kadar çalışırdı.
Çalışmak yada çalışmamanın kulun tasarrufu olsada, başarının ve zaferin ise Allah’ın tasarrufu olduğunu bilir inanır kendi işine, çalışmasına bakardı. Çünkü o davasının hayranı değil, davasına bağımlı idi.
Aslında bizler birer hiçiz ama Allah’ın yardımıyla evel Allah en iyisini yaparız derdi. Davada hiçbir göreve yok dememeliyiz, Allah dilerse yoklar var olur Bayraklar kalelere, burçlara mutlaka dikilir inancındaydı…!
Çok dikkat edelim bizim başarılarımızdaki tılsımımız Allah’ın rızası için çalışmaktır. Rızadan ayrıldığımız anda tılsım da mutlaka bizden ayrılır.
Yaptıklarımızla , sevinelim ama esas yapmadıklarımız için üzülelim. Çünkü bizim işimizin sahibi Allahdır. İşte bu sebeple çalışmalarımızı usulen değil fonksiyonel olarak yapalım ki işimizin sahibi Allah’ın ecrini kazanalım.
Başkalarının yaptıkları ile oyalanmak yerine, biz işimize bakalım, biz bize düşeni yapalım, çalışmayı bırakan dedikodu ile meşgul olur der şunuda eklerdi: Atıl kalanı, batıl istila eder derdi.!
Kendine verilen görevi yapmamayı emanete ihanet olarak değerlendirirdi ve emanetin hakkını verirdi.
Cevher abim Müslümanlar kardeştir ayrılık çıkaran kalleştir diye kardeşliği canlı tutmaya büyük gayret gösterirdi.
Biz Allah için çalıştığımız sürece Allah bizi mutlaka ödüllendirir, Allah asla unutmaz, kendisi için hizmet edenleri unutmaz, unutturmaz derdi.
Allah gerçek dava adamlarını ahirette yüceltir ve Peygamberlerinin, salih kullarınının, Şehitlerin yanlarında yer verirmiş der çalışır, çalışmayı teşvik ederdi.
Cahilden ve cehaletten Koranadan, vebadan kaçar gibi kaçalım, bunun için günde Milli Gazeteyi üstüne bir kaç Gazeteyi dergiyi, kitabımız Kuran okuyalım cehaletimizi törpüleyelim. Bilgileri kulaktan dolma değil, okuyarak, araştırarak, kaynağından öğrenelim sorulunca kaynağını gösterelim.
Yanlış bilgilerle doğru bir hayat yaşanmaz. Bunun yoluda çok okumak, çok araştırmak, çok analiz etmekle olur derdi..!
Erbakan hocamın veciz sözünü “Ey yürekleri dağlar kadar büyük ve azimleri kayalar kadar sağlam Millî Görüşçüler, Saadet Partililer! Ne olursa olsun gelecekten asla ümit kesilmeyecektir. Tarihe bakın, inancınıza bakın, Milli Görüş'e sarılın. Zulüm ebedî olamaz, kötülük mutlaka hüsrana uğrayacaktır.” Yüreğine kazımıştı.
Kimsesizlerin Kimsesini İnşa Etmek İçin Haramilerin Saltanatını Alaşağı Etmek İçin,
Saadet Partisini İktidar Etmekten Geçer sloganıydı.
Bizim davamız okyanusun içinde çer çöp barındırmayıp dışarı attığı gibi gereksizleri dışarı kenara atıp bırakıyor. Tıpkı nice kelli felli ömrünü maişet için din içinde geçiripte indirilmiş dinden nasipsiz kalmaları gibi kalmayalım. Kuran Allah’ın emaneti Emanete ihanet yapmayalım derdi.
Kelli felli, sarıklı cübbeli; Ağır abi hacı hoca İlahiyatçılar..!
İslam'ın en temel kaynaklarını bile didik didik araştırır, sorgular, açık açık itiraz ederlerde, mevcut idarecilerin Allah’ın kanun ve kurallarına karşı; koydukları emir ve yasakları karşısında dut yemiş bülbül gibi susmaları onların kendilerini yok hükmüne düşürmeleri beni çok üzüyor maalesef der bize daha çok çalışmak düşüyor biz bize düşeni yapalım haydi Bismillah derdi….
Ruhu şad olsun. Rabbimiz merhametiyle muamele etsin İnşaAllah.