Gelecek Partisi Merzifon İlçe Başkanı Hacı Bekir Kurt, “Bile isteye yükseltilen kur, birilerinin parasına para katmak içinmiş, demek ki serbest rekabetçi kur derdimiz yokmuş ve en önemlisi de 'dış güçler' diye de bir derdimiz yokmuş.”ifadesinde bulundu.
Kurt, ülke gündemine ilişkin değerlendirmede bulundu.
“Muhalefet etmek, muhalif olmak; bir görüşe, bir duruşa, eylem ya da tutuma karşı olmak durumudur.”diyen Kurt, yapmış olduğu açıklamada, şu görüşlere yer verdi:
“Ayrı ya da aykırı olmak, karşıt tutum ve görüşte olan, kişi ya da kimseleri ifade eder. Ancak, ben hep bir ahlakının olduğuna inananlardanım, dün ayrı bu gün gayrı, dün hak bu gün kursak, dün günah bu gün mubah ve dün şer bu gün hayır diyenlerden olmadım-olmayacağım inşallah.
Hele-hele muhalefet etmeyi bırakıp biat, itaat ve iktidarın ikbaline sadakat ile bağlananların, kendi değerlerini terk edip bunu reel siyaset gibi uyduruk bir gerekçe ile teslimiyete vardırmışların 'muhalefet demek, her şeye karşı olmak demek değildir ' demeleri manidar zira, asi Kürşat ruhunu, Bozkurt yasasını ret edip 'AK KURT' namzetlerin uysal fıtratlı ve siretli canlı sembollere dönüşmeleri yakındır. Tam da bu yüzden muhaliflik bize düştü, külfet bize, iktidar ve nimet size..
Birde devleti yönetenlere güven telkini, ben biliyorum ki; kötü gönle teskin ve kendilerini teselli içindir. Gerçekten muhalefeti ve muhalifliği, hür iradeyi siyasi kaygı için çoktan unutmuşlar.
Mevzu bahis şu ki; geçen yıl gece satış denenmiş,7 lira olan dolarlar 3,5-4 liraya satılıp birileri ve bazı bankalar suç üstü edilmişti ancak, her zamanki gibi üstü kapatılmıştı. (Yapılan işlem hacmi yanılmıyorsam on milyon dolardı.) 128 milyar dolar rezervin akıbeti ile ilgili sorulara farkı kişi ve cevaplarla geçiştirilmiş, satış tutanakları ile ilgili bilgi ve meclis gen soruları ticari sır gerekçesi ile ret edilmişti. Bu gün aşikar olmuştur ki; beşli çeteye peşkeş, bankalara yatırılması ve bu günleri maniple etmekte kullanılacakmış. Bunu AKP ekonomi işleri başkanı sayın Nurettin Canikli, 'Bu paranın buharlaşması söz konusu değildir,75 milyar dolar satıldı bankada, kalan kısmı hane halkında' şeklinde ifade etmişti. Benzer açıklamayı sayın Erdoğan da yapmıştır. Hal bu iken; demek ki, bile isteye yükseltilen kur, birilerinin parasına para katmak içinmiş, demek ki serbest rekabetçi kur derdimiz yokmuş ve en önemlisi de 'dış güçler' diye de bir derdimiz yokmuş. Hepsi 'iç güçler' daha doğrusu 'Yerli-Milli Oligarklar'mış. Hani Nass hükümleri, bir gün öncesi ilim yayma cemiyeti toplantısında 'Ben müslümanım nassların dışına çıkamam' demedi mi sayın Erdoğan? Ertesi gün ucu açık faiz vermiş olmadı mı? Bu hafta içinde sayın Nebati iş insanlarına herkes yüzer milyon dolar bozdursun demedi mi? Yani amiyane kendileri çalıp, kendileri oynuyor. 'Evet bu ekonomik verilere göre dövizin yükselmesi rasyonel değil' diyenler gerçekten haklı imiş. Yükselten de düşüren de aynı imiş. Bu DÇM denen,76-77 de uygulanan ve sayın cennet mekan T. Özal tarafından uygulanması tavsiye edilmeyen bir nevi sabit faiz ve döviz garantili mevduat sistemi; ülke hazinesinin sırtına diğer hazine garantili işler gibi korkunç yük getirecektir. Zaten boş olan hazine, geleceğe yönelik borçlandırılacaktır. Çocuklarımızın istikbali karartılmakta, gelecek hükümetlere 'iflas tuzağı' hazırlanmaktadır. Borsa tepe taklak olacak, üreten şirketlerin ucuzlaması sağlanacak, baronlar ve oligarklarca ucuz toplanması sağlanacaktır. Bu bir projedir, iflas planı, diz çöktürme kurgusudur. Doların sahte düşüşünü halay çekerek kutlayan ucuz ekmek kuyruğundaki halktan alınıp, zenginlere verilecek ama, kimsenin haberi yok yazık! 84 milyon insandan alınıp 360 bin zengine servis edilecek, doların sahte düşüşü enflasyonun hiper enflasyon tetiklenecektir. Devleti tanımayanlar, devlet aklının kaydettiğini de bilmiyorlar. 'Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe' dem o dem, şerh olsun.”