AK Parti Amasya Milletvekili Hasan Çilez, HDP’nin faiz konusunda vermiş olduğu öneri hakkında partisinin grubu adına Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda bir konuşma yaptı.
Faizin borç olarak verilen belirli bir paranın belirli bir süre sonunda önceden belirlenen oran ve miktarda fazlası ile geri alınması olduğunu açıklayarak konuşmasına başlayan AK Parti Amasya Milletvekili Hasan Çilez, “Verilen borcun anapara kısmının üzerindeki bu fazlalık faizdir.
Faiz ilk ortaya çıktığından beri din adamlarının, filozofların ve iktisatçıların en önemli inceleme alanlarından birisi olmuştur.
Faizi tahlil eden İlk Çağ filozofları Eflatun ve Aristo faize karşı olmuşlardır.
Faizle birlikte iddihara yani gömülemeye de karşıdırlar.
Faiz çirkin bir kazanç yoludur. Hatta zenginle fakiri karşı karşıya getirerek devleti tehlikeye atabilir derler.
Faiz doğal olmayan bir kazanç yöntemidir ve adil değildir diye ifade etmişlerdi. Faiz ahlaki, sosyal ve iktisadi bir hastalıktır. Eski Mısır’dan Asurlara, Roma’dan Yunan’a ve Eski Hint Medeniyetinden günümüze kadar süregelen, faizle toplumlar mücadele etmiştir. Yani İlk Çağlar'dan itibaren insan tabiatına ahlaka ve adalete aykırı olan faizle mücadele edilmiştir. Kimi zaman yasaklanmış kimi zaman da kısıtlamalarla kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.
Yine Musevilik ve Hristiyanlık gibi semavi dinlerde net bir şekilde faiz yasaklanmıştır. Ancak Yahudiler yabancılardan faiz almayı uygun görmüşler, birbirlerinden faiz almayı yasaklamışlardır. Dünya ticaretinde etkin olan Yahudilerin bu anlayışı son bir kaç yüzyılda faizin yaygınlaşıp artmasının önemli sebeplerinden birisini oluşturmuştur” dedi.
Çilez, yaptığı konuşmanın devamında; “Sanayileşmenin getirdiği sermaye talebine Hristiyan Avrupa başka metotlar bulamayınca faiz yasağı gevşemiş ve faiz buradan da genişleme alanı bulmuştur.
Yüce dinimiz İslam’a göre faiz açık ve kesin bir şekilde yasaklanmıştır.
Faizde ısrar etmek Allah’a ve Resul'üne savaş açmak olarak belirtilmiştir.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim de şöyle buyuruyor; "Ey iman edenler Allah’tan korkun, eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin. Şayet böyle yapmazsanız Allah ve Resul’ü tarafından açılan savaştan haberiniz olsun. Ancak tevbe edip vazgeçerseniz anaparanız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz” tüm insanlık tarihi boyunca, faize karşı mücadele olduğu görülmüştür.
Faiz alanların, parası fazla olanlar olduğu düşüncesiyle faiz zengini daha zengin etmektedir. Bu da gelir dağılımını alt gelir grupları aleyhine değiştirmektedir. Tüm sebepler ve Cenab-ı Hakk’ın emiri gereği faizle mücadele etmemiz farzdır. Bu hastalıktan toplumu kurtarmamız gerekir.
Üretime dayalı ekonomi modeli işin esasıdır.
Üretim için gerekli sermaye ihtiyacını faiz dışı metotlarla sağlamalıyız. Böylece gelirlerimiz arınmış ve bereketlenmiş olacaktır.
2000'li yıllarda yüksek faiz ve yüksek enflasyon ülkemizi kasıp kavurmuştur.
Vergi gelirlerinin 2001'de %103,3’ü,
2002’de ise %86’sı faize gidiyordu.
Bu oranlar iktidarlarımız döneminde hızla aşağıya çekilmiş ve 2018’de %10’lar düzeyine gerilemiştir.
Çin - ABD ticaret savaşları ile başlayan küresel iktisadi kriz pandemi ile zirveye çıkmıştır. Enflasyonist baskı birçok ekonomik parametreyi olumsuz etkilemiştir. Yatırımın ve üretimin önündeki en önemli engellerden birisi olan yüksek faizden kurtulmak gerekmektedir.
Ülkemizin uluslararası arenadaki etkinliğinin giderek artması en son Türk Devletler Teşkilatı’nın ilanı ile ülkemize olan ekonomik saldırılar fasılasız devam etmektedir. Bunların hiçbirisi bizi hedeflerimizden vazgeçiremeyecektir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın faizle olan mücadelesini “inancı siyasete alet etmek” veya “milliyetçiliği kullanmak” diye tabir etmek doğru değildir. Cumhurbaşkanımızın yaptığı aslında insanlık tarihinin tüm toplumların ve bütün dinlerin yaptığı mücadeledir. Allah’ın emridir.
Efendimiz (S.a.v)’in mücadelesidir” ifadelerini kullandı.