reklam
reklam
38,0104 %0.16
41,7790 %-0.85
3.690,21 % -2,81
83.968,04 %2.33
AMASYA
00:00:00
İmsak vaktine kalan
Amasya
Hafif yağmur
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Merzifon Bilgi Gazetesi SİYASET ‘BU BUHRAN BİR KADER DEĞİL’

‘BU BUHRAN BİR KADER DEĞİL’

 

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Selin Sayek Böke Amasya CHP İl Binasında CHP'li üyeler ile bir araya geldi.

CHP İl Binasında gerçekleşen toplantıya, CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer, CHP İl Başkanı Turgay Sevindi, CHP Merkez İlçe Başkanı Arif Ferahoğlu ve partililer katıldı.

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke yapmış olduğu konuşmasında; ”Türkiye'nin içinden geçiyor olduğu bu çok boyutlu kriz halinin bir karamsarlık yerine içinde beslediği umudu büyütmek için yollardayız. Bu gün hakikaten çok zor günlerden geçiyoruz. Çok boyutlu bir krizin içerisindeyiz. Derin bir ekonomik buhran yaşıyoruz. Ama sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Bu buhran bir kader değil. Bir tesadüften kaynaklı değil. Mecburiyetten yaşadığımız bir şey de değil. Bu buhran iktidarın elindeki araçlara bilerek ve isteyerek kurmuş olduğu düzenden dolayı kaynaklanıyor. Bu tespit içinde olduğumuz karanlık koşullara mahkûm olmadığımızı ve bunun bir karamsarlıktan ziyade düzeni değiştirirsen krizin değişebileceği gerçeğini bilerek umudu büyütmemiz gerektiğini söylüyor bize. Düzen değişirse bu buhran aşılır. Düzen de iktidar değişirse değişir.  Dolayısıyla bugünkü karanlığın bir karamsarlık yaratmasına engel olmalıyız. Karanlığın sebebinin, krizin bir düzenden kaynaklı olduğunu, bu düzenin iktidar eliyle kurulduğunu

Son günlerde yaşadıklarımız esasında içinde bulunduğumuz koşulların ne derece ağır olduğunu ve ne kadar hızlı bir iktidar değişikliğine ihtiyacımız olduğunu bir kere daha gösterdi. Akp genel başkanı 2 yıl önce ''paranın itibarı milletin itibarı'' dedi. Oysa bugün kuruş kuruş dakikalar içerisinde paramızın pul olduğunu izliyor hatta paramızı pul edecek politikalarda ısrar ediyor. Dün türk lirası tarihin zirvesinde en düşük düzeyindeydi. Sadece dolara karşı değil dünyadaki bütün para birimlerine karşı türk parası değer kaybediyor. Dolayısıyla yaşıyor olduğumuz buhranın dışardan kaynaklı olmadığı, birileri bize oyun oynadığı için yaşanmadığı, Türkiye'de İktidarın adımlarındaki yanlışlar nedeniyle yaşandığı da buradan açıkça ortaya çıkıyor. Türk lirası bütün para birimlerine karşı değer kaybediyor. Bugün yaşıyor olduğumuz bir kriz içerisinde 1 dolar için 10 tl vermemiz gerekiyor artık. Çift basamaklara geldi atık. Ve bu yaşanıyor olan kriz içerisinde sonuç hepimizin yoksullaşması anlamına geliyor. Asgari ücret sadece bu sene içerisinde 100 dolar eridi 100 dolar. Şu anda asgari ücret 280 dolara düştü. Bu yoksullaşma hali Türkiye'de emekçisin emeklinin omzunda büyük bir yük ortaya çıkardı. Türk lirası değer kaybettikçe yoksullaşıyoruz. TL'nin değer kaybetme sebebi de tek adam rejimi. O zaman eğer yoksullaşmaya son vermek istiyorsak hemen vakit kaybetmeden tek adam rejimini değiştirmemiz gerekiyor. TL her değer kaybettiğinde sadece yoksullaşmıyoruz, bu yoksullaşmaya yol açan ağır bir borçlanmayla da karşı karşıyayız. Bugün Türkiye'nin dışarıya 446 milyar dolar borcu var. Bu iktidarın kurduğu düzen yüzünden var. Ve TL her değer kaybettiğinde dışarıya ödememiz gereken borcumuz TL olarak artıyor. Sadece son iki ay içerisinde TL dolar karşısındaki 8.30'dan 10'a geldi. Bu 446 milyar dolarlık borcumuz, 760 milyar lira arttı. 760 !!!

Her birimiz bu gün dışarıya daha borçluyuz. Hem yoksullaşıyoruz hem de azalan gelirimizden yabancılara ödememiz gereken para artıyor. Neden bu iktidarın kurmuş olduğu düzen yüzünden. Sadece bu değil. Döviz cinsinden iç borcumuz da 31.7 milyar dolar. Türk Lirası her değer kaybettiğinde Döviz cinsinden iç borcumuz da artmış olur. Bu da54 milyar lira artmış. Yani TL değer kaybı nedeniyle Türkiye dışarıya yaklaşık 814 milyar lira daha borçlu. Bu 814 milyar lira var ya 2022 için ön görülen bütçenin yarısı. Neden çünkü tek adam rejiminin keyfiliği. Tek adam rejiminin şahsım bilir ben istedim yaptım diyen anlayışı. Kurumların kuralları yok edip şahısları ve keyfiliği bunun yerine koymuş olan düzeni nedeniyle bugün daha borçluyuz. Bütçemizin yarısı kadar bir artışı var borcumuzun. Bir de borcun kendisi duruyor fark ederseniz. Bu TL değer kaybettiği için yüklendiğimiz yük. Tl her değer kaybettiğinde hayat halk için hepimiz için daha pahalı. Ne üretiyor olursak olalım ithal girdi almamız gerekiyor. Tarladaki domates için gübreyi tohumu enerjiyi, mazotu dışarıdan almamız gerekiyor. Tuvalet kağıdı için kağıdı dışardan almamız gerekiyor. Çünkü Seka’yı özelleştirdiler. Neden çünkü tohum üretimini engellediler. Ve bizi dışarıya mahkum ettiler. Tl her değer kaybettiğinde üreticinin maliyeti artıyor. Üretici ya iflasa ya işsizlik yaratacak  bir küçülmeye ya da fiyatları vatandaşa yansıtmak zorunda kaldığı bir süreç içerisinde kalıyor. Halkın iflas, işsizlik ve hayat pahalılığı altında ezildiği bu düzeni değiştirmemiz gerekiyor. Bugün yaşıyor olduğumuz ağır tablonun disk verileri ortaya koyuyor. Dar gelirlinin enflasyonunun en az yüzde40 olduğunu diskin verileri söylüyor. Tüik'in makyajlı verileri yüzde20 enflasyon olduğunu iddia ediyor. Oysaki yaşanan gerçeklik bundan çok daha farklı. Bu karanlık tabloyu tekrar ediyorum  bir karamsarlık için değil, değişebileceği gerçeğini somutlamak için tarif ettim. Yaşıyor olduğumuz bir kader değil. İktidarın bilerek isteyerek kurduğu düzenin sonucu. O zaman o düzeni değiştirmek gerekiyor. O düzeni tarif eden şeyi değiştirmek gerekiyor. Nedir bu düzen kuralların yerini keyfilik almış. Biz kurallı işleyen bir hukuk devleti kuracağız.  Kurumlarım yerini şahıslar almış. Biz güçlü kurumları olan güçlü bir parlamentoyla demokrasiyi kuracağız. Halkın ödediği vergilerden toplanan kanun kaynakları gelir yaratacak, istihdam yaratacak alanlara değil, ranta ve yandaşlara harcanmış. Biz halkın ihtiyaçlarına harcanacak demokratik bütçeyi ve düzeni kuracağız. Biz halk için üretim yapan istihdam yapan verimli alanlarda kamunun kaynağını kullanan bir düzen kuracaz. Reçetesi hazır. Düzeni değiştirme iradesi bir siyasi iradedir. O siyasi irade bizde mevcut. Hepimizin elinde. Bugün yaşıyor olduğumuz bu tek adam rejiminin keyfiliğine, rantçılığına, keyifsizliğine ve bizi yoksullaştıran bu ağır koşullarını bir an önce değiştirmemiz gerekiyor. Bunun için sayın genel başkanımız halkı zamlar karşısında eziyor olan bu düzen karşısında iktidara çağrı yaptı. Karakış kapıda kömüre LPG'ye eklektiğe doğalgaza ardı ardına zamlar geliyor. Bu zamlar karşısında halkı korumak için belediyelerimiz karakış fonu kurup bir seferberlik başlattılar. Biz iktidara geldiğimizde bugün belediyelerimizde yaptığımızı yarın da yapmaya devam edeceğiz. Bu çağrılarımız sonucunda nihayet ısrarlı çağrılar ve ısrarlı önergeleri sonucunda TRT payı ve enerji fon kesintisi kaldırtıldı. Bizim sayemizde oldu. Ama yetmez. Özellikle kış döneminde elektrik doğalgaz faturalarındaki KDV ve ÖTV'nin kaldırılması için bir kez daha talebimizi yeniliyoruz. Biz iktidar olunca bunu yapacağız. Ama halkın sandık gelmeden omzundaki yükü kaldırma yükümlülüğü olanları da göreve davet etmeye de o güne kadar devam edeceğiz. Bugün yaşanıyor olan bu krizin içerisinde sarayın bize esasında işsizlik falan yok iş var iş beğenmeyenler olduğu için işsizlik var diyor olduğu pervasızlığı da yıkıp geçmemiz gerekiyor öyle bir pervasızlık ki bugün vatandaşı öğretmenlik okumuş gençleri, inşaatlarda çalışırken elektrik akımlarına kapılıp ölüyorlar. Gençlerimiz ölüyor. Bizim çocuklarımız. Hepimizin canı. Üreten bir ekonomiyi biz kuracağız. Atanamayan öğretmen sorununu biz kaldıracağız. Gençlerimiz öğretmen olacaklar. Biz yandaşa kamu özel işbirliği projeleriyle döviz garantili kamu özel işbirliği projeleriyle yandaş besleyen düzeni değiştireceğiz. 2022 bütçesinde henüz kur buralara gelmemişken yandaşlara ayrılmış olan hazine garantisi 42,5 milyar lira. Bir kalemde 1 avuç yandaş şirkete 42,5 milyar lira aktarıyor bu iktidar. Gençleri atanamadığı için inşaatlarda işçi olmaya mahkûm olmuşken. Ve iş güvenliği sağlanamadığı için elektrik akımına kapılıp ölüyor iken. En az 8 milyon vatandaşımız işsizliğin ağır yükü altında eziliyorken bir avuç yandaş şirkete 42,5 milyar ayırıyorlar. Biz kamu iş projelerini halkın yapacağız. Geçmediğimiz yollara garanti ödemeyeceğiz. O parayla öğretmenlerin içine gireceği sınıflar inşa edeceğiz. O parayla her mahalleye kreş yapacağız. Öğretmenler kreşte ders anlatacak. Çocuklar akranlarıyla sosyalleşecek. Anneler çocuklarını devletin güvencesinde özgürlükle bırakabildiği için kendileri de hayata özgürce karışacaklar. Biz o parayla halkın çalışacağı bacalı bacasız fabrikaları kuracağız. Türkiye'nin bunu yapacak kaynağı var. Bugün iktidarın yarattığı karanlığa mecbur değiliz hep birlikte değiştirebiliriz. Hep birlikte değiştireceğiz.

Bugün büyük bir şiddet sarmalının içerisindeyiz. Sadece şu geçtiğimiz birkaç gün içerisinde Türkiye'nin farklı yerinden kadınların cinayete kurban edildiği bir gerçeklikle karşılaştık. Sokak ortasında öldürülen, boşanmanın eşiğinde olduğu eşi tarafından öldürülen, bıçaklanan, öldürülen kadınların, şiddet karşısında yalnız bırakıldığı, o şiddeti besleyen bir iktidarın bu canavarlığı büyüttüğü iktidar. Buna da mahkum değiliz. Sayın genel başkanımızın geçtiğimiz günlerde açıklamış olduğu politikalarla kadını şiddete maruz bırakan bu düzeni değiştireceğiz. Kadını ekonominin içerisinde yok sayan özgürlük vermeyen bu düzeni değiştireceğiz. İktidarımızın ilk 1 haftasında İstanbul sözleşmesini yeniden yürürlülüğe koyacağız. Çünkü İstanbul sözleşmesi kadına şiddeti önle der devletlere. Önleyemiyorsan ceza öde der devletlere. Ve biz yargı ve kolluk içerisinde şiddeti cezalandırmak için gereken düzeni kuracağız. Biz kadınların ekonomik gücünü garantiye alacak olan, aile destekleri sigorta programıyla kadınların güvenceli çalışabileceği bir geleceği kuracağız. Her ailede mutlaka en az bir sigortalının var olduğu güvenceli, umutlu geleceği kuracağız. Ve biz özel sektörde kadınlara istihdam sağlayanları desteklediğimiz gibi kamuda kotalarla kadınların bu düzenin eşit paydaşı olacağı bir geleceği adım adım omuz omuza hep birlikte inşa edeceğiz. Yarınlar çok daha güzel olacak'ifadelerini kullandı.

 

 

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *