reklam
reklam
37,9671 %-0.05
41,0569 %-0.27
3.807,12 % 1,04
83.237,51 %0.996
AMASYA
00:00:00
İmsak vaktine kalan
Amasya
Hafif yağmur
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Merzifon Bilgi Gazetesi Sağlık Migren Hastalığı Ve Tedavisi

Migren Hastalığı Ve Tedavisi

155
Gösterim
3 Dakika
Okunma Süresi
Haberleri

Çorum Özel Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Meryem İpek en sık görülen baş ağrısı nedeni olan migrenin, belli ataklarla seyreden kronik bir hastalık olduğunu söyledi.
Uzm. Dr. İpek Türkiye'de baş ağrısı ve migren epidemiyolojisi çalışmasının sonuçlarına göre, migren hastaları oranının her 5 kadından 2'sinde migren görüldüğü ve her 3 kadına karşı 1 erkekte migren olduğu saptandığını açıkladı.
Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Meryem İpek migrenin sıklıkla 10-30 yaşları arasında başlayıp 50 yaşından sonra azaldığını ve ataklar halinde seyrettiğini belirtti. "Migrenli hastaların yüzde 60-70'inde ailede migren öyküsü bulunmaktadır." diyen Dr. İpek şunları söyledi: "Migren ağrıları genellikle tek taraflıdır, bazen iki taraflı da olabilir. Ağrı en sık şakak, göz çevresi ve alın bölgesinde olur. Ataklar ortalama 4-72 saat sürebilir. Baş ağrısından önce durgunluk, depresyon, konsantrasyon güçlüğü, esneme gibi başlangıç bulguları olabilir. Ataklar sırasında birçok hasta sessiz ve karanlık bir odada yatma ihtiyacı hisseder. Atak öncesi aura olarak adlandırılan belirtiler (ışık çakmaları, çizgiler, görme kaybı gibi) görülebilir. Ayrıca bulantı, kusma, ışık, ses ve kokudan rahatsızlık şeklinde de belirtiler oluşabilir. Migren atağında ağrı genellikle kusma sonrasında azalır. Hastada uyku isteği, yorgunluk oluşur. Stres, adet dönemi, doğum kontrol hapı kullanımı, hormon dengesinde değişiklik yapan durumlar, alkol, konserve yiyecekler, aspartam (tatlandırıcılarda bulunur), açlık, susuzluk, uyku düzensizliği, mevsim değişimleri, lodos, kırmızı şarap, çikolata, peynir, kafein, kuruyemiş gibi besinler, aşırı fiziksel aktivite, bazı kokular, parlak ışık ve bazı ilaçlar sıklıkla ağrıyı tetikleyebilir. Gıda duyarlılık testi ile hassas olunan gıdalar belirlenebilir.
Migren atakları yüzde 30-40 oranında hastanın günlük işlerine devam etmesini engeller. Hastalık, hem günlük yaşam kalitesini düşürmekte hem de işgücü kaybına neden olmaktadır."
Uzm. Dr. Meryem İpek, migren ataklarının tedavisinde amaç ağrının şiddetini, atak süresini ve eşlik eden bulguları azaltmak olduğunu ifade ederek, "İlaç tedavisi yanında düzenli beslenmek, düzenli uyku; stresten, tetikleyici besinlerden, sigaradan ve aşırı ilaç kullanımından uzak durmak atak sayısını önemli oranda düşürür. İlaç tedavisinin sonuç vermediği hastalarda enjeksiyon uygulaması yapılabilir." diye konuştu.
"Migreni olan hastaların sadece yüzde 45'i ilk başvurularında doğru tanı alabilmektedir." diyen Uzm. Dr. İpek, genellikle sinüzit, yüksek tansiyon, boyunda kireçlenme gibi yanlış tanılar konulduğunu aktararak şu bilgileri verdi: "Tedavisi geciken migrenli hastaların yüzde 55'ine, gerilim tipi baş ağrısı olan hastaların ise ancak yüzde 30'una doğru teşhis konulabilmektedir. Ağrı kesicilerin sürekli ve aşırı miktarda alımı, ilaca bağımlılık gelişmesi nedeniyle kısır döngü oluşturur ve migren ağrıları sıklaşır, şiddetlenir. Tedavinin uzun süreçli ve dirençli olduğu bu durumda ilk adım, hastaların ilaç bağımlılığından kurtarılmasıdır."
Çorum Özel Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Meryem İpek amacın, hasta ile birlikte en uygun tedaviyi seçerek ağrının sıklık ve şiddetini azaltmak olduğunu tedaviye yönelik önerilen ilaçların bazen aylarca kullanılması gerektiğinden dolayı etkin bir tedavi ancak hasta- hekim işbirliği ile mümkün olduğunu belirterek tedavinin ilk 10 gününde olası yan etkilerinin ve tedavinin doğru uygulanıp uygulanmadığının değerlendirilmesi için hastanın kontrole gelmesi ya da hekimle yakın irtibat kurması gerekli olduğunu hastalığın geçmesi noktasında hasta ile görüşme sıklığının da uzman hekim tarafından belirlenmesinde önemli olduğunu sözlerine ekledi.

KAYNAK: BÜLTEN
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *