reklam
reklam
38,0774 %0.19
41,9083 %-0.79
3.702,04 % -2,50
84.180,00 %2.402
AMASYA
00:00:00
İmsak vaktine kalan
Amasya
Hafif yağmur
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Merzifon Bilgi Gazetesi GÜNDEM Kayıkcı: Tam Bağımsız Türkiye İçin Darbelerle Hesaplaşılmalıdır

Kayıkcı: Tam Bağımsız Türkiye İçin Darbelerle Hesaplaşılmalıdır

Haberleri

12 Eylül 1980 darbesinin 44’ncü yıldönümü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Diyanet-Sen Merzifon İlçe Başkanı Hüseyin Kayıkcı, “Kanla sınanan demokrasi tarihimizin en karanlık sayfalarının bir bölümünün yazıldığı 12 Eylül darbesinin üzerinden tam 44 yıl geçti. Fakat etkilerini millet olarak hala hissediyoruz. Öncelikle altı çizilmesi gereken husus, darbe Türkiye’nin bağımsızlığına ve özgürlüğüne kastetmiş, ülkeyi Amerikan’ın operasyonlarına açık hale getirmiştir” dedi.
12 Eylül darbesinin de tıpkı 27 Mayıs gibi, Amerika’nın çerçevesini çizdiği, stratejisini geliştirdiği bir sürecin ifadesi olduğunu söyleyen Diyanet-Sen Merzifon İlçe Başkanı Hüseyin Kayıkcı, “Nitekim darbeyi yapanların daha sonraki itiraf gibi açıklamaları ve yine, CIA’nin Türkiye Şefi olan Paul Henze’nin darbe olduktan sonra ABD Başkanı Jimmy Carter’a gönderdiği “bizim çocuklar başardı” mesajı, darbenin kaynağını ve çerçevesini çok net açıklamaktadır” diye konuştu.
İlçe Başkanı Hüseyin Kayıkcı yaptığı basın açıklamasının devamında; “12 Eylül 1980, Cuma sabahı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren’in okuduğu bildiri ile Türkiye darbeye uyanırken, 11 Eylül’e kadar sıkıyönetim altında devam eden terörün birden kesilivermesi, sürecin bir strateji çerçevesinde yönetildiğini de göstermektedir.
Zira resmi verilere göre, sokaklarda anarşinin kol gezdiği iddia edilen 1968-1978 yılları arasında yani 10 yıllık dilimde 2000 kişi hayatını kaybetmişken süregelen 2 yıl içerisinde bu sayı bir anda 3000leri bulmuş ancak ne olduysa 12 Eylül sabahı her şey bir anda kesilivermiştir. Bu sürece ilişkin sonradan Kenan Evren “Müdahaleye karar vermeden bir yıl boyunca düşündük" derken, İkinci Ordu Komutanı Orgeneral Bedrettin Demirel de “Müdahaleden önce bir yıl düşündük, bir yıl önce planladık ama şartların olgunlaşmasını bekledik.” diyerek, şu meşhur “darbenin olgunlaşması” sürecinin itirafında bulunuyorlardı.
12 EYLÜL DARBESİ ÜLKEYİ AÇIK HAVA HAPİSHANESİNE ÇEVİRMİŞTİR
Yetmişli yılların ortasında askeri hiyerarşi içinde gerçekleştirilen operasyonlarla, özellikle Kenan Evren başta olmak üzere darbeci generallerin önünün açıldığını bugün artık hepimiz biliyoruz. Emir komuta zinciri içinde gerçekleştirilen darbede Evren’le birlikte ülke yönetimine el koyan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun ülkeyi tam bir açık hava hapishanesine çevirdiler. Darbeci ekip kendisini Millî Güvenlik Konseyi olarak tanımladı. MGK, 7 Aralık 1983 tarihine kadar varlığını sürdürürken oluşturdukları sistem on yıllarca Türkiye’nin kaderini şekillendirdi. Bugün unutulmaya yüz tutsa da önemli olduğuna inandığımız birkaç veriyi hatırlatmakta fayda görüyoruz. Toplumun hemen hemen bütün kesimlerinin büyük bir kapatılmaya maruz bırakıldığı 12 Eylül darbesi ile birlikte terör örgütlerinin önünün açıldığını bugün hepimiz çok iyi biliyoruz.
Darbe ile birlikte;
7.000 kişi hakkında idam istendi, 517 kişiye ölüm cezası verilirken Askeri Yargıtay 124 kişinin idam cezasını onayladı ve bir sağdan bir soldan diyerek 50 kişi idam edildi.
650 bin kişi gözaltına alındı.1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
210 bin dava açılırken, 230 bin kişi sıkıyönetim mahkemeleri tarafından yargılandı.
171 kişi de işkenceciler tarafından öldürüldü.
82 ANAYASASI DARBENİN SÜREKLİLİĞİNİ SAĞLAMIŞTIR
Her darbe kendi rejimini oluşturarak sürekliliğini sağlar. Ülkeyi bir açık hava hapishanesine dönüştüren, işkence ve ölüm cezalarıyla milletimizi zapturapt altına alan 12 Eylül rejimi de 1982 Anayasası ile kendi varlığını uzun yıllar sürdürmüştür.
Darbe ürünü 82 Anayasası, demoklesin kılıcı gibi milletin başında uzun yıllar sallanıp durmuştur.
28 Şubat postmodern darbesinin zeminini 82 Anayasası oluşturmuştur.
Özellikle 90’lı yıllarda yaşanan örtülü darbelerin zeminini de 82 Anayasası oluşturmuştur.
2000’li yıllarda milli iradeye karşı her kalkışmanın zemini de işte bu darbe anayasasıdır.
Buna rağmen, milletimiz, darbelerle hesaplaşmasını ve darbe anayasalarının şekillendirdiği yasakları aşmasını hep bilmiştir. Ne var ki, Türkiye’yi emperyalizmin kodlarına mahkum eden ve en son 15 Temmuz’da kendini gösteren darbe zihniyetinin tortularının tam anlamıyla temizlenmesi gerekmektedir.
Memur-Sen ve Diyanet-Sen ailesi olarak diyoruz ki, milli iradenin eksiksiz bir şekilde tecellisi ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması, Tam bağımsız Türkiye için 12 Eylül Anayasasından kalan hükümlerin de değiştirilmesi elzemdir” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: Nurettin Değirmenci
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *