reklam
reklam
38,0120 %0.27
41,8669 %-0.4
3.769,30 % -0,72
84.487,99 %0.972
AMASYA
00:00:00
Öğle vaktine kalan
Amasya
Hafif yağmur
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Merzifon Bilgi Gazetesi Eğitim TÜRK EĞİTİM-SEN’DEN SINAV ŞARTININ KALDIRILMASINA TEPKİ

TÜRK EĞİTİM-SEN’DEN SINAV ŞARTININ KALDIRILMASINA TEPKİ

260
Gösterim
5 Dakika
Okunma Süresi

 

Türk Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi, Resmi Gazete’de yayınlanan Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ndeki değişiklikle ilçe müdürü olarak atanacaklarda aranan sınav şartının kaldırılmasını eleştirdi.

2014 yılında MEB teşkilat kanununun değiştirilmesiyle birlikte ülke genelinde binlerce okul yöneticisinin mülakatlar marifetiyle alaşağı edildiğini, yerlerine yine mülakatlar marifetiyle binlerce “özellikli” yöneticinin işbaşına getirildiğini ve 2018 yılına yapılan yönetmelik değişikliğine kadar mülakat komisyonlarında çekirdek çitler gibi çatır çatır kul hakkı yenildiğini hatırlatan Türk Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi, MEB'in bu son yaptığı değişiklikle yine benzer uygulamaların yaşanacağına dikkat çekti. Terzi, MEB'in bu hamlesiyle bir sendikanın beklentilerini karşıladığını ve "Aşil tendonları"nı kurtardığını söyleyerek, söz konusu değişikliği yargıya taşıyacaklarını kaydetti.

Türk Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi açıklamasında şunları kaydetti:

18 Temmuz 2018 tarih ve 31189 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelikle ilçe milli eğitim müdürlüğü kadrosuna atanmak için “yazılı veya yazılı ve sözlü sınav kazanarak atanmış olmak şartıyla eğitim kurumu müdürlüğünde en az dört yıl, şube müdürü kadrosunda en az iki yıl görev yapmış olmak” koşulu getirilmişti. Böylece üst eğitim yöneticilerinin keyfiyete göre değil liyakate göre atanması sağlanmıştı.

Fakat yayınlanan Resmi Gazete’de yayınlanan Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ndeki değişikliğe göre, ilçe müdürü olarak atanacaklarda aranan sınav şartını kaldırdı.

Hatırlanacağı üzere 2014 yılında MEB teşkilat kanununun değiştirilmesiyle birlikte ülke genelinde binlerce okul yöneticisi mülakatlar marifetiyle alaşağı edilmiş, yerlerine yine mülakatlar marifetiyle binlerce “özellikli” yönetici işbaşına getirilmişti.

2018 yılında yapılan yönetmelik değişikliğine gelinceye kadar, yönetici atamaları için İl milli eğitim müdürlükleri bünyesinde oluşturulan mülakat komisyonları, çekirdek çitler gibi çatır çatır kul hakkı yemiş, başarılı ve mesleğine aşık eğitimciler elenerek “referansı” kuvvetli olanlar sadece mensubiyetleri üzerinden yönetici olarak atanmıştı. O dönemde birçok üst eğitim yöneticisi ve mülakat komisyonu, sendika/vakıf/cemiyet görünümlü “dışarıdan yapıların” talimat ve telkinleriyle süreci yönetir hale gelmişti. Adeta, neredeyse tüm illerde, yönetici atama süreci, MEB’in iradesiyle değil bu dışarıdan yapıların iradesiyle yönetilir olmuştu.

Cüretkarlık o kadar azmıştı ki, Silivri örneğinde olduğu gibi “Noter onaylı torpil listesi” gibi rezillikler basına haber konusu olmuş, mülakat komisyonları şaşılacak derecede bir özgüvenle(!) “işlerini” yapmaya devam etmişlerdi. O kadar cüretkardılar ki, örneğin İstanbul 2016 mülakat komisyonlarında 100 tam puan verilen 86 kişinin 81 tanesi, 90 üzeri puan alan 214 kişinin 199’u bir sendikanın üyesi idi. Hatta öyle garipliklere şahit olundu ki; mesela torpil listeleri önceden hazırlandığı için Karabük’te, Etimesgut’ta, Sorgun’da olduğu gibi mülakatlar başlamadan önce vefat etmiş olan adaylara bile (torpil listeleri güncellenmediği için) komisyonlar tarafından puanlar verilmişti.

Tüm bu rezaletler gündeme gelmiş olmasına ve sorumluluk makamını işgal edenlere iletilmiş olmasına rağmen inanılmaz bir şekilde aymazlığa yıllarca devam edilmişti. Hiçbir yetkili de çıkıp bu çirkinliklere dur diyememişti.

İşte 2018’de yapılan yönetmelik değişikliği ile ilçe müdürü atamalarında yazılı sınavla atanmış olma şartı getirilmiş olması, 2014’ten itibaren sadece mülakatlarla işbaşına getirilmiş “özellikli” kurum yöneticilerinin bir kez daha ödüllendirilmesini engellemişti.

Doğrusu bu idi, hakkaniyetin gereği de bu idi.

Hatta mülakatların açık ara şampiyonu bir sendika da bu değişikliğin iptali için yönetmeliği yargıya taşımış ve ilçe milli eğitim müdürü atamalarında da eskiden olduğu gibi tek kriterin mülakat olmasını talep etmişti.

Ancak görüyoruz ki, MEB bir sendikanın yargı sürecini beklemeden yönetmelikte değişikliğe giderek beklentilerini karşılamış ve “Aşil tendonlarını” kurtarmış oldu.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Mahmut Özer, bu tasarrufun eğitim çalışanlarında hayal kırıklığı oluşturduğunu görmelidir. 2014-2018 arasında mülakatlar marifetiyle mağdur edilen eğitim çalışanları, yıllardır iade-i itibar beklerken, tam aksine şimdi kul hakkı gasp ederek makamları işgal eden kimi kurum yöneticilerinin bir kez daha ödüllendirilmesi anlamına gelecek bu düzenlemeden dolayı huzursuz olmuşlardır.

TBMM’deki Bütçe görüşmeleri esnasında bir soruya karşılık Sayın Mahmut Özer’in verdiği “MEB’i dernekler vakıflar yönetmiyor, biz yönetiyoruz” ifadesini çok kıymetli görüyor, yıllardır bu bakımdan MEB teşkilatının çok yorulduğunu ifade ediyor ve bundan sonraki süreçte de gereğinin yapılmasını bekliyoruz. Öte yandan Sayın Bakanın TBMM’deki bu konuşmasının üzerinden daha 48 saat geçmemişken böylesi bir düzenlemenin yapılmış olması da manidar görülmelidir.

Bu doğrultuda yönetici atama ve görevde yükselme yönetmeliklerinin, başarı ve liyakati esas alan ve adalet zemininde yürüyen bir sistemi ihdas edecek şekilde düzenlenmesi tartışmaya dahi kapalı bir gerçeklik olarak kabul edilmeli, MEB’e bağlı tüm kurumlarımızın yönetici atamaları bu anlayışla yürütülmelidir. Şu son on yılda belki de onbeş defa değiştirilen yönetmelikler hala tartışma konusu oluyorsa bir yerlerde araz var demektir. Artık MEB’i liyakat ve adalet tartışmalarından kurtarmak tehiri olmayan bir zorunluluktur.

Velhasıl;

MEB’den beklentimiz; kul hakkı gasp ederek makamları işgal edenleri ödüllendirme anlamına gelecek bu değişikliğin yeniden düzenlenmesi ve kurumlarımızı “babasının çiftliği” gibi gören bir takım yapılara inisiyatif bırakmayacak adaletli ve kalıcı yönetici atama sisteminin ihdas edilmesidir.

Diğer yandan Türk Eğitim Sen olarak, söz konusu değişikliği yargıya taşıyacağımızın da kamuoyu tarafından bilinmesini istiyoruz.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *