reklam
reklam
38,1137 %0.18
42,0543 %-0.85
3.710,58 % -2,27
83.519,29 %-0.379
AMASYA
00:00:00
Öğle vaktine kalan
Amasya
Hafif yağmur
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Merzifon Bilgi Gazetesi EĞİTİM Hökelek: Öğrenmeye Olan İhtiyaç Gibi Öğreticiye Olan İhtiyaç Da Sonsuza Kadar Devam Edecektir

Hökelek: Öğrenmeye Olan İhtiyaç Gibi Öğreticiye Olan İhtiyaç Da Sonsuza Kadar Devam Edecektir

Haberleri

Merzifon Fen Lisesi tarafından düzenlenen 24 Kasım Öğretmenler Günü programının açılış konuşmasını Okul Müdürü Ergin Hökelek yaptı.
Konuşmasına eğitimcilerin Anadolu coğrafyasındaki önemine değinerek başlayan Merzifon Fen Lisesi Müdürü Ergin Hökelek, “İçinde bulunduğumuz Anadolu coğrafyası tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı ve çok güçlü membalardan beslendiği için bu kadim bir medeniyet, milletimiz bu kadar asil bir millet olmuştur. Uluslararası arenada neyiniz var sorusuna; sadece Mevlana’mız, sadece Yunus Emre’miz, sadece Fatih Sultan Mehmet Han’ımız var desek veya sadece Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüz var desek, gücümüzü, derinliğimizi anlatmak için başka söze ihtiyaç kalmayacaktır. Ancak şu da bilinmelidir ki; Seyit Burhanettin olmadan Mevlana, Taktuk Emre’siz bir Yunus yetişemezdi. Molla Hüsrev’siz, Akşemsettin’siz bir Fatih’ten dolayısıyla çağ açıp çağ kapatan bir fetihten bahsedilemezdi” dedi.
Eğitimin yanında ahlaklı olmanın da öneminin büyük olduğunu dile getiren Merzifon Fen Lisesi Müdürü Ergin Hökelek konuşmasının devamında, “Teknoloji nereye evrilirse evrilsin, bilgiye erişim yolları ne kadar çeşitlenirse çeşitlensin, bir öğreticinin şefkat eli, bir öğreticinin tecrübe eli talep edene dokunmadan eğitim süreci tamamlanamayacaktır. Öğrenmeye olan ihtiyaç sonsuza kadar devam edeceğine göre bir öğreticiye olan ihtiyaç da sonsuza kadar devam edecektir. Okul öncesinden, üniversitelere kadar tüm eğitim kurumlarımızın duvarlarında Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o büyük sözü yazmaktadır, ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’. Evet çok doğru, çok büyük bir söz. Bununla birlikte şayet insanın mürşidi ilimse, ilminde bir mürşide ihtiyacı vardır o da ahlak olmalıdır. Hepimiz biliyoruz ki İsrail’de eğitimli bir toplum. Şayet salt eğitim yeterli olmuş olsaydı bugün Gazze’nin Filistin’in içerisinde bulunduğu bu topraklar kan gölüne dönebilirmiydi? Dünya tarihinde eşine az rastlanır böylesine hayasızca bir soykırıma ev sahipliği yapabilir miydi? En prestijli üniversitelerde eğitim görmüş doktor ünvanı alan birisi üç-beş kuruş para kazanacağım diye daha yeni doğmuş melek gibi bebeklere kıyabilir miydi? Yıllarca en üst düzeyde eğitim almış, yüksek maliyetlerde eğitim görmüş ve dünyanın en yetenekli pilotları olarak yetişmiş birisi birgün namlusunu kendi vatandaşına doğrultabilir miydi? Kısaca etik değerlerden, ahlaki unsurlardan, milli hassasiyetlerden uzak bir eğitim nimet olmaktan çıkıp felaket haline gelecektir. Bu çerçevede Milli Eğitim Bakanlığımız bu yıl birinci, beşinci ve dokuzuncu sınıflardan kademeli olarak başlamak üzere yeni bir eğitim sistemi yürürlüğe koydu. ‘Köklerden Geleceğe’ sloganıyla yola çıkan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli etik değerlerle akademik hedefleri yoğuran bütüncül bir eğitim sistemidir. Burada amaçlanan erdemli insan olabilmeyi hayatının merkezine koyabilen, araştıran, soruşturan, sorgulayabilen, bilgiye erişim yollarını yaparak yaşayarak keşfedebilen, sonuçlandıran, multi disiplinli bireyler yetiştirebilmek. Bir eğitim sisteminin olumlu geri dönüşlerini en üst düzeyde ve en kısa sürede alabilmek sadece öğretmenlerin değil, toplumun tüm kesimlerinin en üst düzeyde katılmasıyla mümkün olacaktır. Yani biz öğretmenler bir millet için elzem olan işimizi yaparken gerek toplumsal, gerek kurumsal desteği sürekli yanı başımızda görmek isteriz” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: Nurettin Değirmenci
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *