Bugun...


YALÇIN AKBULUT

facebook-paylas
NEDEN AĞLARIZ Kİ?
Tarih: 18-08-2022 10:29:00 Güncelleme: 18-08-2022 10:29:00


Biz hiç ağlayamıyoruz. Erkekler ağlamaz diye bir söze, bir felsefeye inanarak ağlamayı hep kadınlara bırakmışız. Neler olup bittiğini yalnızca konuşarak değil, gözyaşlarıyla, kahkahalarla ya da vücut diliyle de ifade etmeleri gerekmez mi?

Oysa ki ağlamanın cinsiyet meselesi değil insanlık meselesi olduğunu bilmemiz gerekir. Bu nedenle de insanın içi acıyorsa bunu engellemeden ya göz yaşları ile dışa vurur, yahutta içine gömerek kendini yıkar bitirir.

Hoşuma gidiyor aslında insanların birbirinden nefret etmesi o kadar güzel ki onlar nefret ettikleri sürece birbirlerinden çıkarları olmadığını hissediyorum

Bu nedenle hayat bizim için o kadar zor ki, yaşamla ölüm arasında kısacık bir zamanı nedense kin ve düşmanlık üzerine kurmuşuz.

Her insanın, neden hoşlanıp hoşlanmadığı bilinmez onun içindir ki kin ve nefret tohumunu da ne zaman ekildiğini de kendi bünyesi içerisinde olgunlaştırıp karşıya hamlesini ona göre yaptığı kesindir.

Nefretin çok yönlü bir unsur olduğu , hiç alakası yok dediğimiz anlarda, bilinç altımızda nefretin varlığı kendini gösterdiği kesindir.

Bunu farkında olmadan yapıyoruz. Enerji uyuşması yok ise o şey bize itici geliyor veya hoşlanmama hissi veriyor. Bunların bize olumsuz enerji titreşimi ile zarar verdiğini bilmiyoruz.

Hani derler ya gerçek şu ki aşk nefret doğurur diye, birini en çok seven insan aynı zamanda ondan en çok nefret edebilendir. Nefret ile sevgi duyguları düz orantılı bir şekilde ortaya çıkar. Kişi karşısındaki insanı ne kadar çok severse, o kadar da çok nefret eder.

Sevgi ve nefret aşırıya kaçtığında insan gerçekleri göremez olurlar. Bu nedenle de olumsuz etkilenir ve sağlıklı kararlar veremeyebilirler aşırı seven ya da aşırı nefret eden birisi her zaman hata yapabilirler.

Şu koca yeryüzünde bu kin nedir? Bu nefret nedir? anlamak mümkün değildir. İnsanlar her şeyi kendileri için düşünürler, neden aslında bende hatalıyım demezler bunu öğrenmek çok zordur.

Nefretin de kendi içerisinde sevgi barındırdığını düşünmekten kendimi alamıyorum.

Sevgi bir yönü sevgi seline doğru ilerlerken diğer yönü ise nefrete doğru gittiğini görüyoruz.

Ne zaman ki nefret bile edemeyecek duruma geliriz işte o zaman içimizdeki sevginin tamamı tükenmiştir yani insani yaklaşım da sona ermiştir, sevginin hangi yönüyle olursa olsun kırıntısı kalmamıştır.

İnsan sevmediği bir şeyden nefret edebilir mi? Elbette eder onun içindir ki bazen erkeklerde ağlar.

Bakın dört mevsimi yaşarken kışın ağır adımlarla geldiği bu günde fakir fukara, garip gurabe soğuğa karşı ne kadar dirençli olabilir ki açlık ve sefalet insanları yaşadığı topluma karşı kin ve nefret dönüştüğünü görmek acaba çokmu zor bunu bizi yönetenler neden görmezler onu da düşünmek istemiyorum çünkü düşündükçe benim de kin ve nefretim çoğalmaya başlıyor.

Bu kez son pişmanlığın hiç fayda vermeyeceğini keşke bu eziyet ve yoksulluğun bir an önce giderilmesi için çaba ve gayretlerimizi çoğaltmamız gerekmez mi? Günah çıkarma vaktinin de gelip geçtiği kanaatindeyim. Ama geçmiş ola çünkü kin ve nefret çoğaldı..



Bu yazı 1537 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI